Öne Çıkanlar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bayrampaşada polis bıçaklandı asker bursa manisa

Bu haber kez okundu.

Metrobüste iteklediği adam sayesinde kariyerinin dönüm noktasını yaşayan genç

Metrobüs, İstanbul’un her kesiminden insanı içinde barındırıyor. Sadece çok çok zenginler binmiyor buna. Onun dışında herkes birkaç defalığına da olsa binmiştir.

Yani her meslekten, her yaştan, her kültürden insana rastlayabilirsiniz bu aşırı toplu taşıma araçlarında. Dikkat ediniz efendim. Benim başıma şöyle bir şey geldi mesela.

Askerden yeni geldiğim zamanlarda bir süre iş bulamamıştım. (5 ay) Bu süre zarfında kaç başvuruda bulundum, kaç iş görüşmesine gittim hatırlamıyorum ama bütün detaylarıyla hatırladığım ve kariyerimi değiştiren bir iş görüşmesi var.

İsim vermeyeyim ama hakikaten büyük bir gazeteye iş görüşmesine çağırılmıştım. Gazete binası evime epey bir uzaktı ama yol gözümü bir gram dağlamıyordu. Hem maddi hem manevi olarak bu işe ihtiyacım vardı ve o işi kapmalıydım.

Normalde spor giyinen bir insanım ama iş görüşmesine de öyle gidilmez, ilk intiba önemlidir. Gömleği ceketi üstüme geçirip çıktım yola. Ve meşakkatli bir metrobüs yolculuğu beni bekliyordu.

Öyle hanım evladı olduğumdan falan değil de metrobüs yolculuğu yapmayalı epey bir zaman olduğu için metrobüse binmekte güçlük çektim biraz. Ben böyle ‘afedersiniz’ modunda takılırken millet ‘çekil şurdan *q’ modunda birbirini itip kakıyordu.

Askerden döndükten sonra büyüklerim ‘Esas askerlik şimdi başlıyor’ diyordu da inanmıyordum. Haklılarmış meğer. Her gün metrobüsle seyahat etmek, çok net söylüyorum ki askerlikten daha zor.

Baktım böyle efendi gibi takılmakla metrobüse binilmiyor 5 dakika sonra ben de pisleştim. Eğer bu durakta omuz atılacaksa onu en iyi biz atarız yeğenim askerde komandoyduk biz peheyyt. (Atamadı)

Metrobüse binip koltuk mücadelesi verdiğim herifin teki benden daha hızlı ve daha güçlü çıkınca galip geldi. Koltuğa oturduktan sonra da pis pis gülüp ‘Aq beyaz yakalısı’ der gibi baktı bana. E tabii gördü gömlekli ceketli beni süt çocuğu sandı.

Mağlubiyetin verdiği moralsizlikle metrobüsten inip şansımı diğer metrobüs için kullanmaya karar verdim. Yol uzundu çünkü , oturarak gitmem lazımdı. Bir önceki mağlubiyetimden ders çıkarıp bir sonrakinde koltuğu kapmam lazımdı. Zaten hayat da böyle değil midir? Hayat, kaç yumruk yersek yiyelim kalkıp mücadele etmeye devam etmek değil midir? Öyle de yaptım. Bu sefer galip de geldim…

Biliyorsunuz tamamen boş bir metrobüsün Zincirlikuyu’da tam kapasite dolması 3 saniye sürer. Aslında tüm bu olay 3 saniye içerisinde olup bitti ama ben yine de gözünüzde canlansın diye anlatmaya çalışayım.

Sözelci sayısalcı fark etmez, yurdumun çilekeş insanı sıraya dizilmiş, metrobüs kapısının nereye denk geleceğini hesaplayıp en hızlı şekilde metrobüse binmeyi hayal ediyordu. Kimse kimseye güvenmiyordu. Burada herkes tek başınaydı. Ve bu bir ölüm kalım mücadelesiydi.

Metrobüsün kapısının açılmasıyla insan kalabalığı birbirini iterek metrobüsün içine doluşmaya başladı. Bu saatten sonra hesap kitap değil, güç kuvvet konuşacaktı.

Ben her ne kadar kapıya yakın bir konumda bekleyip yeteri kadar çirkefleşsem de yine metrobüse ilk binenlerden olamadım. Yeteri kadar mücadele etmezsem yine ayakta kalabilirdim.

Arka kapıdan bindikten sonra koridora doğru geçiş daralıyor ya. Tam o geçişin daraldığı yerde iki tane beyaz yakalı (biri ben biri başka bir herif) yarış içindeydik. Ya o geçecekti ya ben. Başka bir deyişle ikimizden biri ayakta kalacaktı.

Bir anlık içgüdüyle adama hafifçe omuz atıp dengesini bozdum ve koltuğa ben oturdum. Zafer sonunda benimdi.

Sonra içimden pis pis gülüp adama ‘Aq beyaz yakalısı’ der gibi baktım. Ben gideceğim yere oturarak giderken o lavuk ayakta gidiyordu. Geber pislik beter ol aq biz de bekledik.

Neyse. Bu zorlu yolculuktan sonra vaktinden 45 dakika önce gazete binasına geldim ben. Hem yeri bilmiyorum, hem de ne olur ne olmaz diye erken çıkmıştım evden. Çaresiz binaya girip beklemeye koyuldum.

45 dakika ben erken geldim, yarım saat de onlar taktı ve ben tam 75 dakika bekledim orada. Bekledikçe stres oldum. Stres oldukça kendime güvenim azaldı. Metrobüsteki o cevval adam gitmiş, yerine mıymıntı biri gelmişti sanki…

75 dakikanın sonunda da beni kırmızı camlı bir odada mülakata aldı 3 kişi. Peki o 3 kişiden biri tahmin edin kim? Metrobüste omuz attığım adam 

Uzun zamandır işsiz olmanın verdiği özgüvensizlik + 75 dakika beklemenin verdiği stres + kırmızı camlı oda + metrobüsteki o adam faktörleri birleşince o mülakat benim için pek kolay olmadı. Tüm bu olumsuz şartlara rağmen yine de kendimi iyi ifade ettiğimi düşünüyordum ama o gazeteye girmek için yeterli bir şekilde kendimi pazarlayamamış olabilirdim.

İyi ama ben buranın İK çalışanı bu personeliyle neden metrobüste karşılaştım ki? Bu gazetenin servisi yok muydu…

Servis var ama bazı insanlar E-5’teki trafik çok kötü diye servise binmeyip metrobüsü tercih ediyor. Bu da o insanlardan biriymiş demek. İşe kabul edilmiş olsaydım muhtemelen ben de metrobüsü tercih edenlerden olacaktım.

Fakat kabul edilmedim tabii işe. Metrobüste savaş verdiğim adam mülakatın sonunda bana ‘Aq işsizi’ der gibi bakıp ‘Biz sizi ararız’ dedi. Sonra ne arayan oldu ne soran 

Bu da böyle bir anımdı.

Hatta bence işe kabul edilmeyişim güzel bile oldu çünkü şu an gazetecilik yapmadığım için mutluyum. Zaten sektörde de az biraz çalışıp gördüm.

Gazeteciliğin, okula ilk başlamadan önce hayal ettiğim gibi bir şey olmadığını çoktan fark etmiştim. O işsizlik dönemi ve bu işe giremeyişim, benim kariyerimin dönüm noktasıydı bence. Ve şimdi yaptığım iş beni gerçekten mutlu ediyor.

Bu arada yazının başında dediğim gibi bu metrobüs çok değişik bir yer. Her tip insanla karşılaşabilirsiniz. Eğer yeteri kadar iyi bir yolcu olursanız belki Aydın Doğan’ı bile görebilirsiniz.

kaynak: https://storia.me/tr/@tuco/bi-solukta-2pc89v/metrobuste-itekledigi-adam-sayesinde-4crxl9

Yükleniyor...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.