Öne Çıkanlar son dakika 3 son şehit Babam boğazıma bıçak dayadı

Bu haber kez okundu.

Meral Akşener’den çarpıcı açıklamalar: Sayın Erdoğan kutuplaştırma uzmanıdır

Türkiyem kanalının seçim özel programına katılan İYİ Parti lideri Meral Akşener’in konuşmasından satır başları şöyle;

KONYA’DA CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN KENDİSİ HAKKINDA SÖYLEMLERİ

Şimdi yerel seçim olmaktan çıkardı sayın Erdoğan. Bir beka söylemiyle başlandı. Çünkü ekonomi çok kötü durumda. Rahmetli Demirel’in bir sözü vardır ‘Tencere her iktidarı sallar’ diye. Markete gidip o file dolmuyor.  Pazara gidip 100 liraya dün aldığını bugün yarısını alabiliyorsun. 8 tane taze soğandan oluşan bir demet 7 lira. Dolayısıyla işsizlik hat safhada. Eksi 3.5 büyüme…  diye bir kavram olabilir mi? Resmi rakamlara göre 4 milyon 301 bin işsiz gencimiz var. İş bulmaktan vazgeçenleri, o umudu kaybedenleri de koyduğumuzda 7 milyon insan işsiz. Böyle bir durumda bunu konuşmak yerine elbette kutuplaştırarak bir seçim götürmeyi yeğlediler.

“SAYIN ERDOĞAN KUTUPLAŞTIRMA UZMANIDIR”

Ama ilginç olanı hep gözden kaçtı bugüne kadar. Pek çok basın yayın mensubu tarafından da gözden kaçtı. Sayın Erdoğan kutuplaştırma uzmanıdır. 2002 seçimleri haricinde 2007 seçimlerinde hatırlayın bir e-muhtıra üzerinden cumhurbaşkanlığı kutuplaşmasıyla müslüman cumhurbaşkanı tırnak içi o kutuplaşmayla seçime gidildi. 2011 seçimlerinde 2009’da yüzde 38’lere yerel seçimlerdeki oylarını konsolide etmek amaçlı hem ‘one minute İsrail’ hem de üzerine 2010’da yapılan meşhur ‘o yetmez ama evet’ yani bugün düşman mı dost mu olarak tam anlayamadığım PKK terör örgütüyle el ele verip bir başka kutuplaşmaları sağladıkları ve 2011 seçimlerine de hem İsrail hem anayasa değişikliğiyle gittiler. Sonra 2015 referandumu geldi. En ilginci o… Referandumda ‘eyyy Hollanda, Eyyy Almanya’ ile gitti. Şimdi böyle bir neticede arkadaş her seferinde sonuç aldı. 2015 seçimlerinde daha ilginci orada da sayın Bahçeli ve MHP’nin HDP’ye oy istediğini iddia ederek gitti. Yani ne demek istiyorum iftira atarak, kutuplaştırarak bir seçim stratejisi hep kurdu ve hep başarılı oldu. İlk defa bu seçimde onun kazdığı çukura biz düşmedik. Ben onun Millet İttifakı’nın oluşturduğu yani yerel seçimlerde CHP-İYİ Parti ittifakı var. Ama 24 Haziran seçimlerine giderken ise CHP, İYİ Parti,  Saadet Partisi ve Demokrat Parti olarak ortaklaşarak gittiğimiz o seçimlerde bizi düşmanlaştıran, şeytanlaştıran bir dil ve bugüne geldiğimizde hepimizi PKK’lı yaptı. Ben ne yaptım ben kendisine ayna tuttum. Ayna tutunca çok  sinirlendi çok sinirlenince öyle olur.

“ARTIK ALIŞTI PARMAĞINI SALLAYARAK SEÇİM GÖTÜRMEYE”

Evet tehdit etti. İlk tehditi değil. Daha önce çok ayıp bir şey ‘Kaçacak deliği yok’ İstiklal Savaşı’nı bile verirken açık kalmış TBMM’yi bir delik olarak görüp milletvekillerini de o delikte kendini muhafaza eden bireyler olarak tanımlayan bir cumhurbaşkanından bahsediyoruz. Benim kaçacak deliğim yok onun dediğine göre dokunulmazlığım olmadığı için. 250 milyon TL tazminat davası açtık tam 50 milyon dolar. Dolayısıyla bunları üzerine koyduğunuz zaman alıştı artık parmağını sallayarak, elindeki değneği sallayarak seçim götürmeye. Sayın Erdoğan benim korkmayacağımı bilir. Yani onun korktuklarından korkmamışım da sayın Erdoğan’dan mı korkacağım. Bir de ben inanan bir insanım, ecel ne bir nefes evvel ne bir nefes sonradır. En önemlisi de eğer cenabı hak bana bir musubet verecekse ve bu musubet içinde sayın Erdoğan’ı vesile kılmışsa Allah’tan gelen can başüstüne…

“1 NİSAN’I BEKLEMEYE LÜZUM YOK, BEN BURADAYIM”

Ama orada çirkin olan şey bir şuur altını gösteriyor. Önce ‘bu kadın’ dedi, arkasından ‘bayan Meral’ dedi, sonra ‘hanımefendi’ dedi, şimdi de ‘sözde hanımefendi’… Bir kadına veya bir erkeğe ‘sözde beyefendi’ ‘sözde hanımefendi’ yani bir bireyin bir insanın insan olma hasetlerini taşıyan herhangi bir şahsın söyleyebilmesi için çıldırmış olması lazım. Allah kendisine şifa versin. Ama 1 Nisan’ı beklemeye lüzum yok. Yani 1 Nisan’dan sonra tutuklattıracağını ilan etti. Buna gerek yok ben buradayım. Onun dediği gibi dokunulmazlığım da yok kaçacak delikte yok.  Ayıp ya insan en azından rol icabı savcıların hakimlerin yani bir şey söylemesini bekleyebilir el altından talimat verir. Yani hakime savcıya da böyle kafasına odunla vura vura ‘tutuklattıracağım’  diyebilmek gerçekten Allah şifa versin. Korkmayacağımı korkutamayacağını kesinlikle bilir.

KAYBETME ENDİŞESİ

Psikolojik olarak onu diyebiliriz. Diğer tarafta Ankara, İstanbul, Antalya ve Bursa gibi şehirlerin görülüyor ki Ak Parti’nin özellikle güçlü olduğu bu yerlerin kaybedildiği görülüyor.  Onun getirdiği hırçınlık..  Sayın Erdoğan bizlerin babası sanıyor kendini. Dolayısıyla her birimize çok şey verdiğini düşünüyor ve bizleri de nankör kedilikle suçluyor. Nitekim 11 milyon oy almış CHP seçmeninin, 5 milyon oy almış İYİ parti seçmeninin, 1 milyon civarında oy almış Saadet Parti ve Demokrat Parti seçmenine siz kaldırıpta bizleri PKK’lı yaptı. Kandille sözleşme imzalamışım biliyor musunuz ben. Yani bu nasıl bir şey…

APO’NUN MEKTUBUNU DİYARBAKIR MEYDANINDA OKUTAN KENDİSİ

(Sakin ve yeterince kendisini savunmaması sorusu)Savunacak bir durum yok orta yerde. Yani Apo’nun mektubunu Diyarbakır meydanında okutan kendisi.. Bilge lider muamelesi çeken kendisi.. Oslo rezaletini o iğrençliği tanzim eden kendisi..  Dolmabahçe’de o okunan metnin içinde PKK programında üç madde vardı.

2010 senesinde Habur rezaleti olduğu zaman benim bir öğrencim aradı. Etnik aidiyeti kürt evladım. ‘Hocam buradaki mahkemelerde Türk bayrağı ve Atatürk resmi çıkarılıyor teröristler rahatsız olmasın diye.” Ben bunu o günün Adalet bakanına sordum. Sayın Oktay Vural’a resmi olarak sordurttum grup başkan vekiliydi. Basınla paylaştım ben halen bunun cevabını alabilmiş değilim.

Bütün bunları yapmış ben niye savunacağım kendimi ayıp. Ama şunu söylemeye çalışıyorum bunu hep yaptı hep kazandı. İlk defa birisi yüzüne bir ayna tutuyor o aynada kendini görüyor. Onun için asabiyeti ve paniği oradan.

“CUMHUR İTTİFAKI RİYAKAR BİRLEŞME”

Ülkücü hareketin bu Cumhur İttifakı’nı sindiremediğini düşünüyorum. Henüz sayın Erdoğan’ın ülkücülere ‘Fatiha bilmezler’ sözünden dolayı özür dilemediğini biliyoruz. Türk milliyetçiliği, her türlü milliyetçiliği ayağımın altına aldım deyip bunlar ırkçıdır, kafatasçıdır,  vampirdir kandan beslenirler gibi sözleriyle ilgili özür dilemediğini biliyoruz. Buna karşılık sayın Bahçeli’nin de sayın Erdoğan ve partisine yönelik PKK’dan FETÖ’den daha büyük bir tehdit dediğini ve sayın Erdoğan’la ilgili olarak benim terbiyemin müsaade etmediği birbirlerine söylediklerini söylesem televizyon kapanır. Karşılıklı olarak çok kötü sözlerin uçuştuğu bir süreç var.  En son Can Dündar’a sayın Bahçeli verdiği bir röportajda 17/25 saati onun açısından bakılırsa… Daha ilginci sayın Erdoğan’ın 17/25 Recep Tayyip Erdoğan gibi bir lakapla tanımlanması için büyük bir gayret sarf ettiği süreçler var. Bütün bunlarda her iki tarafta birbirinden özür dilemedi. Seçmeninden de özür dilemedi. Dolayısıyla nasıl yan yana geldi bu iki grup riyayı seçmen kabul etmediği için.. Bu bir riyakar birleşme. Ama buna karşılık adını beka koydular. Fakat sayın Bahçeli her şeyi sulandırma ustası olduğu için sonuçta ‘5 harfliler’ dedi beka da gitti.

“ONLARDA 5 HARFLİ SAYSINLAR DA GÖREYİM”

Ama çok ilginç Kemal… Kemal Bey’den bahsetmiyorum Mustafa Kemal.  Kemal, Kazım, İsmet, Şevki, Fevzi İstiklal Savaşı’nı başaranlar. Onlarda 5 harfli saysınlar da göreyim. Ama Recep Bey Tayyip peşinden gidiyor.

CHP İLE MASADAN KALKMA GİBİ DURUMLAR OLDU MU?

Zaman zaman oldu tabi ki. Ama sonuçta aklı selim galip geldi ve bir işbirliği, güç birliği, Millet İttifakı adını ne koyarsanız oluştu. İlginç olanı şu; birbirimize aday direttiğimiz gibi bir durum yok. Yani genellikle bizim pek çok adayımız Türk milliyetçisi kimliğine sahip. Mesela CHP’den döndürüp böyle bir aday koymasınız olur mu diye yönlendirme talep olmadı. Bizim hassas olduğumuz konular belliydi. O noktada aynı hassasiyeti iki taraf sürdürdü. Bugün bağıra bağıra gezmelerinin sebebi o hassasiyetler. Tüzel kişiliklerimize gösterdiğimiz saygı, kırmızı çizgilerimize gösterdiğimiz saygı ve her şeye rağmen bir birliktelik değildi. Sonuçta bizim bu işbirliğimiz son derece başarılı oldu. Demin dediğim gibi İstanbul gidiyor… Ankara açık ara gitti… Bursa gidiyor… Antalya gidiyor… Balıkesir gitti… Denizli, Afyon… Isparta’da kafa kafaya görünüyoruz. Ak Parti’nin güçlü olduğu yerler var hele İstanbul…

MİLLET İTTİFAKI SEÇİMDEN SONRADA DEVAM EDECEK Mİ?

Ben Japon sistemine inanırım küçük küçük somut adımlar… Çok böyle kocaman, yarın nasıl inkar edeceğini bilemeyeceğin, nasıl görmemezlikten geleceğini bilemeyeceğin sözleri doğru bulmuyorum. Dolayısıyla birinci aşama doğru gidiyor. Sonrasını Allah kerim.

EMEKLİLİKTE YAŞA TAKILANLAR (EYT)

Biz vatandaşlarımızla paylaştığımız İYİ Parti’ye has o kulak çekmeyi ki başaracağız. Yani EYT’liler başta olmak üzere bu yerel seçimlerde 4.5 yıl seçim yok çünkü. O kulağı çekerlerse arkadaşlarımız bugün kibir abidesine dönmüş olan başta Erdoğan olmak üzere çevresindeki herkes ilk defa gözlerini açar ve o seçmenin gözünün içine bakar. Yani ne demek istiyorum. Eğer siz ceketimi assam seçilir diyerek bir mantığa gelmişseniz. Helikopterler tepede döner, 10 araba birbirinin aynı hangisinde olduğunuz belli değil şeklinde bir düzenek içerisinde halkın adamı, milletin adamı haline dönmüşseniz o zaman vatandaşın size ‘Kibirlenme padişahım senden büyük Allah var’ demesi gerekir. Bu seçim buna sebep olacak.

“BAKIN GÖRECEK EYT’LİLER SAYIN ERDOĞAN İLK İŞ EYT’Li KARDEŞLERİM DEMİYORSA YANİ…”

Şimdi EYT’lileri gündeme taşıyan biziz. Ben taban politikacısıyım. Yıllardır sosyal kesimlerin taleplerini kamuoyuna eğer muhalefetteysek iktidar olan siyasi partiler ya da partiye taşımış bir politikacıyım ben. EYT meselesi de öyle. Kamuoyunun gündemine getiren bizim partimiz arkadaşlarımız. CHP’nin de desteği oldu. Görüldü ki EYT meselesinin MHP Parti’sinin seçim beyannamesinde olmasına rağmen ne olduğunu gördünüz Meclis’te ve çekimser kalındı. Çekimser kalındığı için Grup Başkan Vekili Erhan Usta kovuldu. Şimdi böyle bir tuhaf durum var. Türkiye duydu EYT’lileri sayın Erdoğan döndü onlara hadi onlar gene şanslı bize ‘terörist’ dedi, onlara ‘türedi’ dedi. Biz bu işin peşini bırakmayacağız. Onları gündemde tutacağız, talep devam edecek, kanun teklifleri verildi reddedildi, araştırma önergesi verildi reddedildi ama gündemde tutulduğu zaman şimdi bu yerel seçimlerde saydığım alanlarda  kaybedecekler bakın görecek EYT’liler sayın Erdoğan ilk iş EYT’li kardeşlerim demiyorsa yani…

(TANK PALET FABRİKASININ ÖZELLEŞTİRİLMESİ) “SAKIN OLA Kİ ORAYA EL SÜRMESİNLER”

Şeker fabrikalarıyla ilgili çok sert kampanya yürüttük 24 Haziran seçimleri öncesinde… Dolayısıyla en azından kamuoyunun gündeminde olmasını sağladık. Belli yerlerde de geri adım atılmasını sağladık. Fakat o zaman bir şey söylemiştim partim adına. Biz iktidar olduğumuz takdirde 24 Haziran için söylüyorum. Satın alanlar sakın ola ki bu fabrikaların içlerini boşaltmayın. Çoğu yerleri için arazileri için alındı onlar yok pahasına. Dolayısıyla parasını ödeyip geri alacağım demiştim.

“UÇAĞI SAT BEN ÜÇ AYLIK EMEKLİ MAAŞIMI BAĞIŞLIYORUM DEMİŞTİM”

Şimdi Tank Palet fabrikasında daha ilginç bir şey var. 500 milyon dolar uçağa biniyor Katarlılar aldı. Dolayısıyla bu yapılmaz demişti. Ayıptır, günahtır… Ben Kocaeli doğumluyum. Sakarya bizim bitişik ilimiz. O Tank Palet fabrikasının hikayesini Kocaeliler de anlatır kendi aralarında. Tank Palet fabrikası da milletin parasıyla kurulmuş bir fabrika. Teknolojisini vesairesini benden daha iyi biliyorsunuz. Ama ilginç olanı biz satılmış olduğunu biliyor idik. Ama daha ilginç bir şey söyledi biz bunun üstüne gidince. Ben dedim ki “Sayın Erdoğan sat şu 500 milyon dolarlık uçağını koy içine. Yetmiyorsa bu millet tamamlar.” Hani onun deyimiyle benim dokunulmazlığım yok. Emekli maaşım dışında hiçbir şey yok. Yeter ki bunu yap ben üç aylık emekli maaşımı bağışlıyorum. Sonra buna bir izah getirmek zorunda hissetti kendini. Meğer daha vahimi 50 milyon dolarlık bir para lazımmış. 50 milyon dolarlık bir teknoloji için, yenileştirmek için bir para lazım 50 milyon dolar. Yahu kardeşim 250 milyon dolara beni mahkemeye verdin. Olsa dükkan senin de yok. Yani zahir benden almaya kalkışacak.

(TANK PALET İŞÇİLERİ) “KARDEŞLERİMİZİN KOYDUĞU O TAVRI BİZ EĞER GÖSTERMEZSEK YUH OLSUN BİZE”

Nasıl yerli millisiniz siz? 50 milyon dolara böyle kritik bir yer satılır mı? Ama bugün çok ilginç bir şey var izlediniz mi bilmiyorum. Tank Palet Fabrikası’nın işçileri tayin istediler. Sebepte şu; başka bir devletin ordusuna bilgi paylaşmak ve oraya ait bilgileri vermek durumunda kalmamak için…

Tank Palet Fabrikası’nın Katarlısı mıdır, kendisine aşık o malum arkadaş mıdır, her kimse sakın ola ki oraya el sürmesinler.

“BUNU TÜRK MİLLİYETÇİLERİ NOT ETTİLER”

Yani nasıl yerli milliliktir. Nasıl sayın Bahçeli satışın arkasında durur? Yani inanamıyorum ben. Ama bunu Türk milliyetçileri not ettiler.

Satılmış olsa dahi geri alınacak. Orada çalışan evine ekmek götürmek zorunda olan ve o işe ihtiyacı olan kardeşlerimizin koyduğu o tavrı biz eğer gösteremezsek ‘yuh’ olsun bize…

AKP AFYONKARAHİSAR BELEDİYE BAŞKAN ADAYI MEHMET ZEYBEK’İN İTİRAFLARI

Şöyle bir durum var biz iki defa araştırma önergesi verdik. Bu siyasi ayağına yönelik bu Yurtta Sulh konseyine yönelik hem MHP’nin hem Ak Parti’nin oyları ile reddedildi. Şimdi ben burada sizinle bir şey paylaşmak istiyorum. Sayın Erdoğan’ın partisi başlangıcı bizim evde kuruldu. Sayın Erdoğan’ın bugün FETÖ terör örgütünün başı olan o gün Fettullah Gülen hoca efendi diye konuşulan kişi hakkındaki görüşlerini biliyorum. Uzaktı…

“KİM YA DA KİMLER SENİ MASAYA OTURTTU?”

Şimdi ben kendisine sizin aracılığınızla bundan sonra meydanlarda da soracağım bir soru sormak istiyorum. Ey Erdoğan, uzak olduğunu biliyorum bizim evde öyleydi partinin kuruluş safhasında. Benimde bu insanlar bu gruplar hakkında ne düşündüğümü sen biliyorsun. Seni bunlarla o demin söylenen sözleri (Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘ne istedikte vermedik’ sözleri) seni bunlarla, bu adamla, bu terör örgütü başıyla kim ya da kimler seni masaya oturttu? Bunu bu millete anlatmak zorundasın.

“FATMA ŞAHİN ‘FETTULLAH ABİM’ DİYEN BİR KADIN… NE DEĞİŞTİ?”

249 şehidimiz var 15 Temmuz’da… 15 Temmuz’da senin o oturduğun masadan çıkan sonuç bu ülkenin insanı, bu aziz Türk milleti devleti köprüden sokaktan toparladı getirdi. Bu insanlara verecek mecbur olduğun bir cevabın var. Bu cevabı alıncaya kadar bu soruyu soracağım seni kim ve kimler oturttu o masaya? Şimdi Fatma Şahin ‘Fettullah abim’ diyerek konuşan bir kadın. Ne değişti. Boydak ağlaya ağlaya anlatıyor. Mehmet Özhaseki bütün Kayseri’yi Pensilvanya’ya götürdü. Bir şey daha dikkatiniz çekti mi? Dikkat ederseniz ‘Kandil’ diyor sayın Erdoğan. Fakat onu diyor bunu diyor ‘Pensilvanya’ diyor. Aynı şey sayın Bahçeli’de ‘Pensilvanya’. FETÖ değişti Pensilvanya gündeme geldi. Acaba yeniden o gün masaya oturtanlar bunları yeniden aynı masaya mı oturttular? Şimdi Meral Akşener Kandil’le sözleşme imzalıyor ve bunu çıkıp söylüyorlar ortada bir şey yok ve bir devlet adamı cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanına yardım eden devlet adamları ismini söylemekten bile imtina ettiğim bir şahıs. Yani ağlıya ağlıya dün meydanlardan ‘nolur bize oy verin başımızı öne eğdirmeyin’ diyen bir içişleri bakanı… Sayın Erdoğan’a en ağır hakaretleri etmiş bir içişleri bakanı ve sonuç itibariyle Kandil’de sözleşme imzalamış bir Meral Akşener… 1 Nisan’da seni tutuklattıracağım diyen bir cumhurbaşkanı. Hadi tutuklattır da görelim. Ama tekrar soruyorum kim oturttu kimler oturttu o masaya. Bizim evde konuşulanları biliyorum. Ben hiç hayatımda insan satmadım, hiç özel bir görüşmeyi anlatmadım, hiç bana verilen bir sırrı ifşa etmedim, hiç adam satmadım. Ama birden fazla insanın bulunduğu bir görüşme zincirinden bahsediyorum evimizde. Orada FETÖ’ye ilişkin düşüncelerini biliyorum, benim düşüncülerimi de o biliyor.

Uzaktı… Ne oldu o masaya oturttu? Eğitim, ekonomi, askeri, ordu, emniyet, yargı camiası nasıl teslim edildi? Hangi güç teslim ettirdi? Bu cevabı vermek zorundadır…

Sözcü

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.