Yaklaşık 10 yıldır İstanbul’da yaşıyorum. Bu süreçte sosyal bir insan olarak çok sayıda insan ile tanıştım. Tanıştığım insanların hemen hemen çoğusun da güvensizlik sorunları ile karşılaştım. Herkesin dilinde “güvenemiyorum” güvenecek insan yok söylemleri resmen nakarat gibi. Benzer özellikler, benzer haller, benzer tavırlar resmen ‘uhu’ ile yapışmış üzerlerine.  

Garip olan birilerine güvenemeyen insanların çoğusu aslında sorunları olan insanlardı. En azından benim karşılaştıklarım böyle idi! Yaşadıkları şeylerin etkisi o denli üzerlerine yapışmış ki bırakın yeniden birisine güvenmeyi; yaşamalarına yalnızlaşmalarına bile neden olmuş. Her hallerinde sorgular tavırlar, hesap kitap işleri, menfaat varsa şu var bu yok gibi bitmek bilmeyen haller. Sıkıcı meselelerin sürekli hesap makinesi ile ellerinde hesaplanmaları ise ayrı bir durum.

Yani sizlere de yabancı gelmeyen profiller. Her an müdafaa yapıyorlar, sanki her an birileri gelip bu insanları dolandıracak veya bu insanları aldatacak edasında yaşıyorlar. 

Bu sorun bir virüs gibi topluma yayılıyor. Güvensiz, inançsız, yalnız ve yalnızlaşan bir toplum haline dönüşüyoruz. Toplumdaki her kesimi etkisi altına alan, yaşam şekillerimizi ortadan kaldıran bir sorun. 

Asıl mesele ise gün geçtikçe daha çok güvensiz daha çok birbirine uzak insanlar oluyoruz.. Bunun ne kadar farkındayız. Ne kadar bunun farkındalığı ile yeniden yaşama biçimlerimizi elden geçiriyoruz..

İnsanlar kalabalık şehirlerde yalnızlık içerisinde can çekişiyorlar. Birbirimize karşı Allah’ın selamını bile esirgemiyor muyuz? Bizi bu denli birbirimize korkutan şeylerin farkında mıyız? Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir diyen bir Peygamberin ümmeti olarak; Bizler bırakın komşunun açlığını, komşumuz ölse haberimiz olmayacak durumları yaşıyoruz. 

Demem o ki dostlar; güven hayatın yapı taşı, en olmazsa olmazların arasında yer alıyor. Ancak şu da ayrı bir gerçek ki; karşınızdaki şahıs sürekli birilerine güvensizlik sorunu yaşayan bir insansa, mutlaka o kişinin geçmiş yaşadıklarında sorunlar görülüyor. 

Ancak bir insanda yaşadığımız sorunu tüm insanlara mal etmek sorun değil mi? Bir köpek bizi ısırdı diye tüm köpeklere karşı aynı duruşu sergilemek, yaklaşmamak ve hep bir ömür acabalarla yaşamak mı doğrusu peki? 

Bence değil! 

Güvensizlik, insanın kendisine ya da bir başkasına güven duymama hali. Bu sorun ikili ilişkilerin yıkılmasına, sosyal ilişkilerin erozyona uğramasına, insanların içe kapanmasına, sosyalleşemeyen durumlara gelmesine ve en önemlisi de toplumda pasif bir insan haline gelmelerine neden oluyor.

Yaşadığımız bu ömür uzun değil. Güvenerek, severek, sıkı sıkıya yaşamamız gerekiyor. Güvensizlikler içerisinden büyük samimiyetler, büyük aşklar, büyük dostluklar çıkmaz. Herkese aynı değil ama mesafemizi ayarlayarak yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. 

Kendimi birilerinden güven beklerken acaba kendimiz ne kadar güvenilir insanız bunu da sorgulamamız gerekiyor. Birileri ile ilişki kurmak isterken matematik hesapları içerisinde miyiz değil miyiz bunları sorgulamamız gerekiyor. Dostluklarda matematikten öte edebiyat hâkimdir. Rakamlarla değil kelimelerle yaşanır.

Birilerine güvenmeden yaşamak her an ölüm korkusu ile yaşayan panik atak hastalığına benzer bir durumdur. Güven sorunu yaşayan insanların öncelikle kendi içerisindeki sorunları halletmesi ve daha sonra insan ilişkilerinde beklenti içerisinde olması gerekiyor. Doğru olan budur. Yıkık dökük bir ruh hangi yüreğe dost olabilir ki ? 

Son söz Onur Akın’dan gelsin..

Bir umuttur yaşamak bil 

Seveceksin inadına 

Yüreğin kan ağlasa da 

Güleceksin inadına 

Zindanlara düşsen bile 

Ateşlerde sönsen bile 

Binlerce kez ölsen bile 

Doğacaksın inadına 

Hayat budur umutlar çok 

Ne şüphe duy ne de kork 

Öyle teslim olmakta yok 

Yeneceksin inadına 

İnadına inadına 

Seveceksin inadına 

Bir gün sende konacaksın 

Mutluluğun kanadına

Kalın Sağlıcakla…

Ufuk DEMİRAY – İstanbul

www.twitter.com/ufukdemiray

06.01.2017

Yükleniyor...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.