Yılmaz Özdil: Yüzyıl önceki geri kafa yüzyıl sonra yine aynı yöntemi deniyor

Yılmaz Özdil, "Milli eğitimin “medeniyet bilinci”nde dini bilgiler anlatılıyor, Abdülhamid övülüyor, padişahlar anlatılıyor, Tayyip Erdoğan'ın İspanya'yla yürüttüğü medeniyetler ittifakı bile var. Kurtuluş Savaşı yok." ifadelerini kullandı.

Gündem 24.11.2020, 12:57 Yönetici
Yılmaz Özdil: Yüzyıl önceki geri kafa yüzyıl sonra yine aynı yöntemi deniyor

Sözcü Gazetesi yazarı Yılmaz Özdil, bugünkü köşesinde Uluönder Mustafa Kemal Atatürk'ün öğretmeni Şemsi Efendi'yi yazdı. 

Şemsi Efendi'nin verdiği eğitimin farklarını değerlendiren Özdil, bugünkü eğitim sistemindeki sorunları da aktardı.

Özdil, "Milli eğitimin “medeniyet bilinci”nde dini bilgiler anlatılıyor, Abdülhamid övülüyor, padişahlar anlatılıyor, Tayyip Erdoğan'ın İspanya'yla yürüttüğü medeniyetler ittifakı bile var. Tek kelime Atatürk yok. Kurtuluş Savaşı yok. Cumhuriyet devrimleri yok." ifadelerini kullandı.

Yılmaz Özdil'in yazısı şöyle oldu:

(Zihin dünyamı şekillendiren değerli öğretmenlerim Müşerref Alp, Naci Onut, Ali İhsan Çetin, Mustafa Krant, Mübeccel Güner, Celal Ertürk, Adil Cevher Coşkun ve İsmail Hakkı Şeker'in şahsında, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştiren tüm değerli öğretmenlerimize, Öğretmenler Günü vesilesiyle minnet duygularımla…)

Fakir bir ailenin çocuğu olarak Selanik'te dünyaya gelmişti, Şemsi efendi… Hem çalışmış hem okumuş, Arapça, Farsça, Fransızca öğrenmiş, öğretmen olmuştu.

Yabancı bir özel okulda Türkçe öğretmeni olarak mesleğe başlamış, özel ilkokul açmaya karar vermiş, harap haldeki tek katlı, bahçeli bir mescidi onarıp, sınıf haline getirmişti.

Ezberci, ilkel eğitim metodlarını elinin tersiyle itmişti.

O dönemin mahalle mekteplerinde varolmayan tarih, coğrafya, matematik gibi dersleri okutmaya başlamıştı.

Okuma yazma öğretiminde uzuuun uzun heceleme metodu kullanılırken, bunun yerine, günümüzde kullanılan, harflerin seslerine dayalı, kelimeyi doğrudan okuma yöntemine geçmişti.

Kızlar için sınıf açmıştı.

Devrimdi.

İlk kız öğrencilerinden biri kendi kızıydı.

Derslerin süresini bir saat tutardı, ders aralarında öğrencilerine avluda jimnastik yaptırırdı.

Öğrenci sırası, öğretmen masası, harita, karatahta, tebeşir, silgi gibi araçları kullanırdı.

Okuluna yeni başlayan talebeye, eski ve çalışkan talebelerinden birini “lala” tayin ediyordu, bugünkü manasıyla mentorluk sistemine geçmişti.

Öğrencileriyle birlikte, meşrutiyet lehine düzenlenen “hürriyet” mitinglerine katılıyordu.

Çağdaş, özgürlükçü yöntemleri nedeniyle bağnazların hedefi haline gelmişti. “Çocuklara gavurluk öğretiyor, dinsizlik öğretiyor” iftirasıyla okulu sık sık basılıyordu, sınıfı darmadağın ediliyor, sıraları, masası, karatahtası parçalanıyordu.

Bu tür yobaz saldırılara maruz kaldığı dönemlerde, okuldaki eğitime geçici olarak ara verir, öğrencilerinin tek tek evlerine gider, derslere bu şekilde devam ederdi.

Kültür gezileri başlatmıştı. Aileler öylesine güvenirdi ki, bu gezilere erkek arkadaşlarıyla birlikte kız öğrenciler de katılırdı.

Sadece çocukları değil, ahaliyi de eğitirdi.

Okul çevresindeki komşu esnafa ücretsiz kitap ve gazete dağıtırdı, okuma alışkanlığı kazansınlar diye kendi cebinden satın alırdı.

Mustafa Kemal'in eğitim temelini işte bu vizyoner öğretmen attı.

Askeri rüştiyede matematik öğretmeni Üsküplü Mustafa efendiydi.

Tarihin ismini değiştirdi…

“Oğlum senin adın Mustafa, benim adım Mustafa, arada fark bulunmalı, sende olgunluk var, sende bu yaşta kemal var, senin adın Mustafa Kemal olsun” dedi.

Namık Kemal'in Kemal'iydi.

Matematik öğretmeni Mustafa efendi, askeri rüştiyedeki bütün öğretmenler gibi Namık Kemal hayranıydı.

Bu detay, Bulgaristan Türkleri tarafından 1920'de hazırlanan tarihteki ilk Mustafa Kemal biyografisinde yeralıyordu.

“Matematik öğretmeni Mustafa efendinin Namık Kemal'e izafeten Kemal adını verdiği” belirtiliyordu.

1921 yılından itibaren Mustafa Kemal'in hayat hikayesini haber yapmaya başlayan İstanbul gazeteleri de “Kemal adının Namık Kemal'e izafeten verildiğini” yazıyordu.

Mustafa Kemal, ismi dahil, öğretmenlerin eseriydi.

Düşünce yapısını öğretmenleri şekillendirmişti.

1924 yılında, Samsun gezisindeydi.

Kendisine eşlik eden gazeteciler “nereden ilham aldığını, kimlerden kuvvet aldığını” sordular.

Ayağa kalktı, kendisini karşılayan kalabalığa doğru birkaç adım attı, “hoşgeldiniz” diyerek fötr şapkalı birinin elinden tuttu.

Sonra da gazetecilere dönerek şu cevabı verdi: “Bizler dünyaya geldiğimiz zaman, bu topraklar üzerinde yaşayan herkesle birlikte, yokedici bir zorbalığın pençesindeydik. Ağızlar kilitlenmişti. Öğretmenler yalnızca bir noktayı dimağlara yerleştirmek mecburiyetinde tutuluyordu: Benliğini, her şeyini unutarak, bir korkunç hayale boyun eğmek, onun kulu kölesi olmak… Bununla birlikte, hatırlamak gerekir ki, o baskı altında bile, bizi bugünler için yetiştirmeye çalışan gerçek ve fedakar öğretmenler eksik değildi. Şimdi burada bir büyük kişiye rastladım. Nakiyüddin bey, askeri rüşdiye birinci sınıfında öğretmenimdi. Bana henüz ilk bilgileri öğretirken, gelecek için ilk düşüncelerimi de vermişti. Baylar, açıklamak istiyorum ki… İlk esin kaynağı, ana baba kucağından sonra, okuldaki öğretmenin dilinden, vicdanından, eğitiminden alınır.”

(Nakiyüddin Yücekök, Selanik askeri lisesinde Fransızca öğretmeniydi. Mezuniyetten sonra da temasları hiç kopmamıştı. Öğrencisi Mustafa Kemal, Abdülhamid rejimine karşı Vatan ve Hürriyet Cemiyeti'ni gizlice örgütlerken, bizzat yardım etmişti.)

(Mustafa Kemal'in “kendisine minnet borcum var” dediği bir başka öğretmeni, Manastır'daki tarih öğretmeni Mehmet Tevfik Bilge'ydi. Türk tarihini, Fransız devrimini bu öğretmeninden öğrendi. Tarih kültürünü bu öğretmeni sevdirdi. “Bana yeni ufuklar açtı” diyordu.)

Öğretmenlerinin eseri olan Mustafa Kemal Atatürk, okulları ziyaret etmekten çok hoşlanırdı, derslere girer, öğrenci sıralarına oturup öğretmenleri dinlendi, bazen de öğrencileri bizzat sınav yapardı.

1930 yılında mesela, Galatasaray Lisesi'ne geldi.

Tesadüfen o gün orta son sınıfın tarih-coğrafya sınavı vardı.

Sınıfa girdi, öğrencileri tek tek ayağa kaldırarak şu soruları sordu.

■ Attila'nın Romalılarla harbi sırasında Afrika'dan İspanya'ya geçen ilk Arap ordusu kaç kişiydi? Bunların içinde kaç Türk bulunuyordu? Bu ordu ilk nereye ayak bastı? Hangi istikamete doğru gitti? İlk olarak hangi şehri zaptetti?

■ Sevr ve Lozan antlaşmalarını mukayese ediniz?

■ Akdeniz'in iklimiyle Adalar Denizi'nin iklimi arasındaki farklar nelerdir?

■ Devletçilik ve fertçilik nedir?

■ Teşrii Kuvvetler ne demektir?

■ Kanunlar nasıl yapılır?

■ Şimendifer siyaseti nedir?

■ Türkiye'de 1914'ten sonra yapılan şimendifer hatları nerededir?

■ Batı Anadolu'nun ehemmiyeti nedir?

■ Eski medeniyet ne demektir?

■ Etilerle Mısırlılar arasındaki muharebeyi anlatınız?

■ İlk zamanlarda Asya'daki Türk kavimleri nelerdir? Bunların göç yollarını anlatınız? Asya'nın ortasındaki büyük denizin kurumasını anlatınız?

■ Asur ve Akat medeniyetlerini Mısır medeniyetiyle mukayese ediniz?

■ Anadolu'daki Türk medeniyetleri hangileridir?

■ Eti, Sümer ve Mısır medeniyetlerinden hangisi eskidir?

■ Bizdeki reisicumhur seçimiyle Almanya'daki reisicumhur seçimi arasındaki farklar nelerdir?

Evet… 1930 yılı Türkiyesi'nde ortaokul son sınıf öğrencileri işte bu kadar ağır soruları bile cevaplayabilecek donanıma sahipti.

Okuma yazma bile bilmeyen ulus, Atatürk vizyonuyla, sadece yedi yıl içinde işte böylesine çıta yükseltmişti.

Ve, şimdi bakıyoruz…

Milli eğitim bakanlığı, tam da Öğretmenler Günü'nde öğretmenlerimiz için “medeniyet bilinci” başlığıyla seminer düzenlemiş.

Milli eğitimin “medeniyet bilinci”nde dini bilgiler anlatılıyor, Abdülhamid övülüyor, padişahlar anlatılıyor, Tayyip Erdoğan'ın İspanya'yla yürüttüğü medeniyetler ittifakı bile var.

Tek kelime Atatürk yok.

Kurtuluş Savaşı yok.

Cumhuriyet devrimleri yok.

Yüzyıl önceki geri kafa

Yüzyıl sonra yine aynı yöntemi deniyor.

E yine, Atatürk'ün sözleriyle hatırlatmak gerekiyor…

“Yokedici zorbalığın pençesindeydik, ağızlar kilitlenmişti, korkunç bir hayale boyun eğmemiz, kul köle olmamız isteniyordu, öğretmenler bunu dimağlara yerleştirmek mecburiyetinde tutuluyordu, ama unutmamak gerekir ki, o baskı altında bile bizi bugünler için yetiştirmeye çalışan gerçek ve fedakar öğretmenler eksik değildi!”

Yorumlar (0)
11°
parçalı az bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 19 41
2. Fenerbahçe 19 39
3. Galatasaray 19 36
4. Gaziantep FK 19 34
5. Alanyaspor 19 31
6. Hatayspor 19 31
7. Trabzonspor 19 30
8. Karagümrük 19 27
9. Malatyaspor 19 27
10. Göztepe 19 25
11. Antalyaspor 19 25
12. Sivasspor 19 24
13. Rizespor 19 24
14. Başakşehir 19 23
15. Konyaspor 19 22
16. Kasımpaşa 19 22
17. Kayserispor 19 19
18. Gençlerbirliği 19 19
19. Ankaragücü 19 18
20. Erzurumspor 20 17
21. Denizlispor 19 14
Takımlar O P
1. Giresunspor 17 35
2. İstanbulspor 17 34
3. Samsunspor 17 33
4. Altay 17 32
5. Adana Demirspor 17 31
6. Tuzlaspor 17 30
7. Ankara Keçiörengücü 17 28
8. Altınordu 17 28
9. Bursaspor 17 27
10. Bandırmaspor 17 24
11. Adanaspor 17 21
12. Ümraniye 17 20
13. Boluspor 17 19
14. Menemen Belediyespor 17 16
15. Balıkesirspor 17 16
16. Akhisar Bld.Spor 17 13
17. Ankaraspor 17 9
18. Eskişehirspor 17 3
Takımlar O P
1. M. United 19 40
2. Man City 18 38
3. Leicester City 19 38
4. Liverpool 19 34
5. Tottenham 18 33
6. Everton 17 32
7. West Ham 19 32
8. Chelsea 19 29
9. Southampton 18 29
10. Arsenal 19 27
11. Aston Villa 16 26
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 19 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Newcastle 18 19
16. Burnley 18 19
17. Brighton 19 17
18. Fulham 18 12
19. West Bromwich 19 11
20. Sheffield United 19 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 17 44
2. Real Madrid 18 37
3. Barcelona 18 34
4. Villarreal 19 33
5. Sevilla 18 33
6. Real Sociedad 19 30
7. Granada 19 28
8. Real Betis 19 26
9. Cádiz 19 24
10. Levante 19 23
11. Getafe 18 23
12. Celta de Vigo 19 23
13. Athletic Bilbao 18 21
14. Valencia 19 20
15. Real Valladolid 20 20
16. Eibar 19 19
17. Deportivo Alaves 19 18
18. Elche 17 17
19. Osasuna 19 16
20. Huesca 19 12