Yılmaz Özdil: Darbe palavraları, sinsi sinsi Montrö'yü delmeye çalışırken suçüstü yakalanmış olmanın öfkesi

Sözcü yazarı Yılmaz Özdil, "Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları bilsin diye tekrar yazıyorum… Günümüzün Çaka Bey'i, varlığıyla onur duyduğumuz Atilla Kezek'tir." düşüncesini dile getirdi.

Gündem 07.04.2021, 10:59 Yönetici
Yılmaz Özdil: Darbe palavraları, sinsi sinsi Montrö'yü delmeye çalışırken suçüstü yakalanmış olmanın öfkesi

Yılmaz Özdil'in bugünkü yazısı şöyle:

Kasvetli bi İstanbul günüydü, aylardan ekim, tükürür gibi yağıyordu, Maltepe askeri cezaevinin insanın ruhunu daraltan kapısından girdim.

Yargıtay, asrın iftirasını, Balyoz kumpasını onamıştı, arkadaşlarıma 16'şar sene giydirmişlerdi.

İlk defa moralsiz görmüştüm onları, duyguları darmadağındı, konuşurken adeta cam kırıkları çiğner gibiydiler, yüreklerinde hissettikleri adaletsizliğin acısı yüzlerine yansıyordu.

Ve, biraz sohbet edince anladım ki, aslında morallerini bozan 16'şar sene hapis değildi. 16'şar sene yedikleri gün, Tuzla Deniz Harp Okulu'ndaki subay eşleri çay partisi düzenlemişti iyi mi…

Görenler anlatmıştı, şen kahkahalar atılmıştı.

Arkadaşlarım işte bunu öğrenince, yıkılmışlardı.

Maalesef, var olduğuna inandığımız tüm değerlerimiz gibi, silah arkadaşlığı kavramı da tuzla buz olmuştu.

Bu durum onlara hapisten ağır gelmişti.

Çıktım cezaevinden, otomobilime bindim, radyoyu açtım, haberleri dinliyorum… “Koramiral Atilla Kezek istifa etti” diyordu spiker.

Normalde deniz bisikleti bile kullanamayacak tiplerin, amiral diye koltuklara kurulduğu dönemde… Koca koca generallerin, aman benim başıma da bir sakatlık gelmesin diye, odalarında masanın altına saklandığı dönemde… Kumpasla tutuklanan subayların, silah arkadaşları tarafından satıldığı dönemde… “Bizim yerimiz onların yanıydı” demişti.

Hukuksuzluğu protesto etmek için, bu vahim adaletsizliğe halkın dikkatini çekmek için, basmıştı istifayı.

İstanbul çocuğuydu.

1956'da Kasımpaşa'da doğmuştu.

Haliç tersanesinde işçi olarak çalışan bir babanın oğluydu.

Henüz 14 yaşındayken, henüz çocukken, annesi babası elinden tuttu, vapura bindiler, Heybeliada Deniz Lisesi'ne emanet ettiler.

Evinden ilk defa ayrılıyordu.

Anne hüngür hüngür ağlıyordu.

Baba erkekliğe toz kondurmuyordu ama, yüreğini dağlamaya başlayan hasreti daha şimdiden gözlerinden okunuyordu.

Yakında hırçın okyanus dalgalarıyla bile cesaretle boğuşacak olan o küçücük çocuğun duygu dünyasında, fırtınalar kopuyordu.

Macera böyle başladı.

Asla ihanet etmediği askerlik yeminini etti.

Atatürkçü, yurtsever, idealist bir deniz teğmeni olarak, 1976'da Cumhuriyet Donanması'na katıldı.

Kılıçalipaşa muhribinde, Yavuz ve Gemlik fırkateynlerinde komutanlık yaptı.

Adriyatik'teki SFOR dahil, pek çok uluslararası harekata katıldı.

Paris ataşeliği yaptı.

Donanmanın gözbebeği harp filosu komutanlığında, en uzun süre komutanlık yapan subay oldu. Sahil güvenlik, mayın filosu, deniz eğitim komutanlığı yaptı. Güney deniz saha komutanlığı yaptı. Özetle, deniz kuvvetlerinde her görevden, her filodan, her bölgeden geçti.

Deniz kuvvetleri kurmay başkanıyken, asrın iftirasının Yargıtay tarafından onanmasına tahammül edemedi, istifa etti.

Türk silahlı kuvvetleri tek kurşun bile atılmadan esir alınmıştı.

Akp hükümeti pek memnundu.

Ahali tırsmış, basın susmuştu.

Koramiral Atilla Kezek, bu korku atmosferinde elinden geleni yapıyordu. İstifa etmeden önce, mahkeme mahkeme dolaşıyor, Balyoz duruşmalarını takip ediyor, hapishane hapishane ziyaret ediyor, destek olmaya çalışıyordu.

Uyardılar… “Bu işe fazla burnunu sokma, duruşmalara gitme” dediler.

“Bizi sadece onursuzluk korkutur” dedi, gitmeye devam etti.

İki defa randevu aldı, Tayyip Erdoğan'a bile gitti, kumpası anlattı, nafile olduğunu gördü, “emrimizdeki subaylar hapisteyken, bu şekilde oturmaya devam edemeyiz” dedi, istifa etti, bıraktı.

Üniformasını çıkarmıştı ama, mücadelesini bırakmadı.

Meydan meydan dolaştı, Sessiz Çığlık protestolarına katıldı.

Tüm vaktini hapishane ziyaretlerine ayırdı, içerdeki subayların çocuklarına, ailelerine sahip çıktı, her dertlerine koştu.

“Anıt kadın” avukat Şule Nazlıoğlu Erol'un yanında yeraldı, Anayasa Mahkemesi önündeki Adalet Nöbeti'nin kahramanlarından biri oldu.

Gece-gündüz, yağmur-ayaz demedi, tehditlere pabuç bırakmadı, netice alınıncaya kadar nöbet tuttu.

Kumpas şehidi Murat Özenalp'in cenaze töreninde, Kocatepe Camisi'nin avlusunda tanışmıştım kendisiyle…

Sözleri aklıma mıh gibi çakılmıştı.

“Devlet, kendisine bağlılık yemini eden pırıl pırıl subaylarının etini, canlı canlı, yamyam gibi yiyor” demişti.

“Komutan” tabir edilen sıfatın, apoletlerdeki yıldızlarla alakası olmadığını, ilk defa o gün anlamıştım.

Makam koltuklarında lök gibi oturanlar değil, emrindekileri evladı gibi görenlerdi, komutan.

Tutuklu subayların yardımına koşan, Murat'ın cenazesinde saf tutan, Ali Tatar'ın kabrini çiçeksiz bırakmayan, son nefesine kadar Cem Aziz Çakmak'ın başucundan ayrılmayandı, komutan.

Ve…

Emrindeki subayları umursamasaydı, bana ne deseydi, kendini feda etmeseydi, birinci sıradan adaydı, ilk Yüksek Askeri Şura'da “or” rütbesine yükselecek, banko Donanma Komutanı olacaktı.

Bir sonraki yıl da, donanmadaki tek oramiral olarak, Deniz Kuvvetleri Komutanı'ydı.

Elinin tersiyle itti.

Deniz kuvvetleri komutanı olmak yerine, iftiraya uğrayarak hapse tıkılan subaylarının yanında olmayı tercih etti.

Bastı istifayı.

Kariyeri, makamı, cazip imkanları terketti, çıktı gitti.

Gölcük'teki Sessiz Çığlık eyleminde şöyle haykırıyordu…

Amirallere suikast adı altında ilk kancayı teğmenlerimize attılar.

Baktılar ki fazla ses çıkmıyor, Poyrazköy davasıyla binbaşılara yarbaylara bulaştılar.

Baktılar ki hiç tepki yok, Balyoz'u indirip general amiral kuvvet komutanı demeden herkesi un ufak ettiler.

Jübile ise, sürece yakışır şekilde genelkurmay başkanının tutuklanmasıyla oldu.

Peki bu süreçte biz ne yaptık?

Maalesef kurum olarak arkadaşlarımızı bu kumpaslardan koruyamadık.

Bugün silah arkadaşları için mücadele etmeyenler, yarın Cumhuriyet'in değerleri ve ilkeleri için nasıl mücadele edecek, bilemiyorum!”

Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları bilsin diye tekrar yazıyorum…

Günümüzün Çaka Bey'i, varlığıyla onur duyduğumuz Atilla Kezek'tir.

Montrö meselesiyle gözaltına alınan emekli amirallerin ortak özelliği, sadece feto kumpaslarının mağduru olmaları değildir… Atilla Kezek'in şahsında anlatmaya çalıştığım gibi, biat etmeyen ruhtur.

Teslim olmayan karakterdir.

Emekli olduktan sonra süklüm püklüm kenara çekilmek yerine, vatan için elini taşın altına koymaya devam eden, maruz kaldığımız tehlikelere karşı bilgisini, tecrübesini ortaya koyarak, hayatını ortaya koyarak, bizler için kendi ailelerini bile riske ederek, milleti uyarmaya devam eden kahraman yürektir.

Darbe marbe palavraları, sinsi sinsi Montrö'yü delmeye çalışırken suçüstü yakalanmış olmanın öfkesidir, gerisi hikayedir.

Yorumlar (0)
15
açık
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 34 72
2. Fenerbahçe 34 69
3. Galatasaray 34 66
4. Trabzonspor 35 60
5. Alanyaspor 35 55
6. Hatayspor 34 53
7. Gaziantep FK 34 51
8. Sivasspor 34 51
9. Karagümrük 34 50
10. Göztepe 35 47
11. Rizespor 34 42
12. Antalyaspor 35 42
13. Konyaspor 34 41
14. Ankaragücü 34 38
15. Malatyaspor 34 37
16. Kasımpaşa 35 37
17. Başakşehir 34 36
18. Kayserispor 34 35
19. Erzurumspor 35 34
20. Gençlerbirliği 34 32
21. Denizlispor 34 27
Takımlar O P
1. Giresunspor 31 63
2. Adana Demirspor 31 61
3. Samsunspor 31 61
4. Altay 31 57
5. İstanbulspor 31 57
6. Altınordu 31 53
7. Ankara Keçiörengücü 31 49
8. Ümraniye 31 47
9. Tuzlaspor 31 47
10. Bursaspor 31 43
11. Bandırmaspor 31 39
12. Boluspor 31 38
13. Balıkesirspor 31 35
14. Adanaspor 31 34
15. Menemenspor 31 31
16. Akhisar Bld.Spor 31 26
17. Ankaraspor 31 23
18. Eskişehirspor 31 8
Takımlar O P
1. Man City 33 77
2. M. United 32 66
3. Leicester City 31 56
4. Chelsea 32 55
5. West Ham 32 55
6. Tottenham 33 53
7. Liverpool 32 53
8. Everton 31 49
9. Arsenal 32 46
10. Leeds United 32 46
11. Aston Villa 31 44
12. Wolverhampton 32 41
13. Crystal Palace 31 38
14. Southampton 32 36
15. Newcastle 32 35
16. Brighton 32 34
17. Burnley 32 33
18. Fulham 33 27
19. West Bromwich 31 24
20. Sheffield United 32 14
Takımlar O P
1. Real Madrid 32 70
2. Atletico Madrid 31 70
3. Sevilla 32 67
4. Barcelona 30 65
5. Real Betis 32 49
6. Villarreal 32 49
7. Real Sociedad 31 47
8. Osasuna 32 40
9. Granada 30 39
10. Athletic Bilbao 31 38
11. Celta de Vigo 31 38
12. Levante 32 38
13. Cádiz 32 36
14. Valencia 32 35
15. Getafe 31 31
16. Deportivo Alaves 32 30
17. Real Valladolid 31 28
18. Huesca 31 27
19. Elche 32 27
20. Eibar 31 23