Öne Çıkanlar suruç Wikileaks kuran kursu selami kurnaz zamlı memur maaşları

CHP’li Hakverdi cezaevine girdikten sonraki süreci anlattı: Önce, kişiyi çırılçıplak soyup arıyorlar

TBMM Genel Kurulu’nun dünkü oturumunda HDP’nin Grup önerisi üzerinde söz alan CHP Ankara Milletvekili, Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Ali Haydar Hakverdi, cezaevine girdikten sonra bir mahkumun başına neler geldiğini şöyle anlattı:

“Önce kişiyi çırılçıplak soyup arıyorlar, bu aramadan sonra, bazı cezaevlerinde -istisna cezaevleri- kameraların olmadığı yerde hoş geldin dayağı yapılıyor. Bu fasıl geçtikten sonra, kişi tecride alınıyor, tek başına bir hücreye konuluyor, bunun herhangi bir süresi yok. Beş yüz gün yargılaması devam ederken hücrede kalan mahkûmları bizzat biliyorum. Şimdi bu tecritten sonra kişi koğuşuna yönlendirildiğinde, suçun vasfına göre 3 kişilik, 9 kişilik ve bazen de 50 kişilik koğuşlara sevk ediliyor.”

50 kişilik koğuşları bizzat yerinde gördüklerini anlatan Hakverdi, 6 kişilik koğuş olarak dizayn edilen alanlarla ilgili, “Buralara 2'şerli, 2 katlı 3 tane ranza konulmuş, bu 1 kişilik odalar 6 kişi olmuş, toplamda 36 kişi etmiş, yetmemiş, ortak kullanım alanlarına da ranzalar konulmuş, bu ranzalar da yetmemiş, yerlere yataklar serilmiş. İçeride nefes alacak yer olmayan maalesef koğuşlar var” diye konuştu.

 Hakverdi, Genel Kurul’da HDP’nin cezaevlerine ilişkin Grup önerisinde konuşmasından bazı bölümler şöyle:

ALİ HAYDAR HAKVERDİ: Bugün itibarıyla cezaevlerinde 286 bin hükümlü ve tutuklu var, normal kapasite aslında 220 bin; 66 bin fazla tutuklu ve hükümlü var. Bunlardan 11 bini kadın, 2.500'ü çocuk, sayın vekilimin dediği gibi de, 780'i 0-6 yaş arasında, mahkûm olmayıp annesinin yanında kalan bebekler var.

Şimdi, son altı ayda biz 6 cezaevi ziyareti yaptık ve tespitlerde bulunduk. Şimdi bu yaptığımız tespitler başta şöyle, sizinle de paylaşmak isterim, kişi cezaevi ilk defa girdiğinde süreç şöyle başlıyor: Önce, kişiyi çırılçıplak soyup arıyorlar, bu, şu veya bu cezaevinde değil, bütün cezaevlerinde standart bir uygulama hâline gelmiş; insan haklarına aykırı ve onur kırıcı bir uygulama. Onun dışında, bu aramadan sonra, bazı cezaevlerinde -istisna cezaevleri- bunlarda da hoş geldin dayağı yapılıyor, telefon kulübesine benzer bir yerde, kameraların olmadığı bir yerde hoş geldin dayağı uygulanan bazı cezaevleri var. Bunu da suç niteliğine göre de ayıran cezaevleri var. Yani isnat edilen suçun niteliğine göre bu arama ve bu dayak yapılıyor, yapılmıyor. Onun dışında, bu fasıl geçtikten sonra, kişi tecride alınıyor, tek başına bir hücreye konuluyor, bunun herhangi bir süresi yok; bu hücrede bir gün kalıp genelde başka ilgili koğuşlara suç vasfına göre tasnif edilip gönderilebiliyor ama buna dair herhangi bir uygulama birliği yok. Beş yüz gün yargılaması devam ederken hücrede kalan mahkûmları bizzat biliyorum. Şimdi bu tecritten sonra kişi koğuşuna yönlendirildiğinde, suçun vasfına göre 3 kişilik, 9 kişilik ve bazen de 50 kişilik koğuşlara sevk ediliyor. Bu 50 kişilik koğuşları bizzat gördük, bilfiil Komisyon olarak girdik, inceledik. Şimdi, 6 kişilik koğuş olarak dizayn edilmiş, sonra buralara 2'şerli, 2 katlı 3 tane ranza konulmuş, bu 1 kişilik odalar 6 kişi olmuş, toplamda 36 kişi etmiş, yetmemiş, ortak kullanım alanlarına da ranzalar konulmuş, bu ranzalar da yetmemiş, yerlere yataklar serilmiş. İçeride nefes alacak yer olmayan maalesef koğuşlar var.

Mahkûmlar genelde şundan şikâyetçi: "Biz burada hastalanıyoruz, doktora çıkmak istiyoruz ancak doktor sıramız, iyileşip tekrar hasta olup, tekrar iyileşip tekrar hasta olunca anca geliyor; aylar bekliyoruz." diyorlar. Neden? Bir, az önceki bahsettiğim doluluk; ikinci bir sebebi daha var, bin hastaya sadece bir doktor verilmiş Sağlık Bakanlığıyla yapılan protokol gereği.

ALİ HAYDAR HAKVERDİ (Devamla) - Teşekkür ederim.

Adalet Bakanlığının Sağlık Bakanlığıyla yeni bir protokol girişimi var, bunu 700'e indirmeye çalışıyorlar. Bu da yetmez, bu da çözüm olmayacaktır.

Onun dışında mahkûmların yine baş şikâyetlerinden biri de şu: "Bizim zaten doktora sevkimiz zor oluyor ama doktordan hastaneye sevkimizde bizi kelepçeliyorlar, bu kelepçeleri de askerlere kelepçeliyorlar ve bizi böyle doktora götürüyorlar ring aracında." deniliyor. Bu da insanlık dışı bir uygulama ve doktorun kararına kalmış hastaneye gittiğinde de. Doktor "Kelepçelerini çıkartın." demediği sürece o hâliyle muayene ediliyor, hasta da bunu kabul etmediği sürece tekrar muayene olmadan dönüyorlar. Bu da insanlık onuruna aykırı bir uygulamadır. Mutlaka buna da bir düzenleme getirilmeli.

Şimdi, başka bir sıkıntıdan daha bahsedeceğim, ziyaretçilere uygulanan arama ve kötü muamele. Ziyaretçiler çok uzaktan geliyorlar. Bazıları diyor ki: "Benim evim ile cezaevi arasında bir gün var, otobüsle geliyorum, sadece yarım saat görüş yapıp sonra bir gün yola gidiyorum ve bu yetmiyor."

ALİ HAYDAR HAKVERDİ (Devamla) - Şimdi, yönetmelik şunu söylüyor, diyor ki: "Yarım saat ile bir saat arasında görüş yaptırabilirsiniz." Ama bazı cezaevleri bunu hücresinden alıp görüş yerine getirine kadar dâhil ediyor ve kişi yirmi-yirmi beş dakika görüşebiliyor o kadar uzaktan gelen yakınıyla, bazıları da bir saat görüşüyor. Burada da mutlaka bir uygulama birliği olmalı ve süre uzatılmalı.

Son olarak, bu dışarıdan ziyaretçilere yapılan arama ve sert müdahale sebebiyle de ziyaretçiler artık yakınını görmeye çekiniyor. Hasretlik var ama yapılan eziyetten de bezmiş durumda ve bu sebeple mahkûm "Artık görüşüme gelme." boyutuna gelmiş; arada hasretlik var ama yakınının, o uygulama karşısında, görüşe gelmesini istemez hâle getirilmiş. Böyle bir çile de devam ediyor.

Şimdi, sonuç itibarıyla şunu söyleyeceğim: Bir ülkede her geçen gün cezaevi sayısı artıyorsa ve büyük büyük duruşma salonları inşa ediliyorsa o ülkede işler iyiye gitmiyor demektir. Sayın Adalet Bakanlığımız yeni bir müjde verdi, dedi ki: "88 bin kapasiteli 137 cezaevi daha açacağız." İşler iyiye gitmiyor, gerçekten işler iyiye gitmiyor.

Hülya Karabağlı - Medyafaresi.com (Ankara)


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.