Öne Çıkanlar belçika akçakale Hamam El Alil kasabasında toplu mezar Cemal Yıldırım maliye bakanı

Bu haber kez okundu.

AK Parti Sözcüsü Çelik’ten Emine Bulut cinayetine ilişkin açıklama

AK Parti sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti MKYK toplantısı sonrası önemli açıklamalarda bulundu. Emine Bulut cinayetine ilişkin konuşan Çelik, "Rahmetli Emine Bulut’un hunharca katledilmesi karşısında milletçe derin bir üzüntü yaşıyoruz. Bütün kadın cinayetleri aynı üzüntüyü oluşturuyor hepimizde. Karşı karşıya kaldığımız vahşet hafızamızı yeniden aynı acıyla yüzleştiren, bundan sonra yapmamız gerekenlerle ilgili hassasiyetimizi daha da arttırması gereken bir durum. Konya’da da bir cinayet gerçekleşti. Milletimizde haklı bir infial yaratması, bir annenin çocuğunun gözlerinin önünde hayatını kaybetmesi çok büyük bir üzüntü kaynağı. Cumhurbaşkanımız da hassasiyetlerinin altını çizdiler. Hükümetin yapabileceği konular konusunda Aile Bakanlığımız harekete geçmiştir. Evladımız aile bakanlığımızın Bakanlığımız konuya her aşamada müdahil olacaktır. Bu şahsın en yüksek cezayı alması hepimizin temennisidir" dedi.

“VAHŞET GÖRÜNTÜLERİNİN YAYILMASI BİR BAŞKA VAHŞETTİR”

Sosyal medyada yer alan görüntülerin toplum üzerinde olumsuz etkiler bıraktığına işaret eden Çelik, "Burada sadece siyaset kurumunun vazifelerinin çok ötesinde bir durumla karşı karşıyayız. Cumhurbaşkanımız da değindiler. Rahmetli Emine Bulut’un hayatını kaybetmesi kadar, hayatını kaybederken ona yardım etmek yerine birilerinin görüntü alma telaşına düşmesi, bu şekilde seyirci olması bunu geniş çaplı ele almamız gerektiğini gösteriyor. Bu vahşet kültürü nasıl oluşuyor? Orada bir insan hayatını kaybederken yardım etmek yerine görüntü almak işiyle uğraşmak gibi bir işle nasıl uğraşıyorlar? Bu topyekun değerlendirilmesi gereken bir konu. Bu konuda yasal düzenlemelerin ötesinde toplumun her aşamasında bir konu haline getirilmesi gerekiyor. Biz üzerimize ne düşen ne varsa hassasiyetle yerine getirdik. Bundan sonra da her türlü üzerimize düşeni yerine getirmeye hazırız. Muhakkak suretle üzerine kesintisiz bir şekilde gitmemiz gereken eylemler. Bu şekilde şiddete başvuran şahısların dışlanması, toplumsal düzeyde bir duyarlıkla dışlanması, tutum alınması, direnç oluşturulması bütün toplumun vazifesidir. Diğer bir üzüntü kaynağımız; sosyal medyada, medyada bu şekilde görüntülerin yayılması. Vahşet görüntülerinin yayılması bir başka vahşettir. Şiddet görüntülerin yayılması bir başka şiddettir. Özellikle sosyal medyada nasıl bir duyarlılık oluşturulabilir bunun altını çiziyorlar. Sayın Cumhurbaşkanımız hassasiyetlerini ortaya koydular. Her türlü öneriye, işbirliğine açığız. Mesele sadece hükümeti partileri ilgilendiren bir mesele değil. Toplumun tüm hücrelerini, tüm vatandaşlarını ilgilendiren bir mesele. Çok acı bir şekilde içimiz yanıyor. Bir kere daha milletçe başımız sağ olsun diyorum" ifadelerini kullandı.

"18 YIL İÇİNDE DEVRİM NİTELİĞİNDE İŞLERE İMZA ATILDI"

AK Parti’nin kuruluşundan bugüne önemli işlere imza attığını, dış politikada ülkenin itibarını arttıran sorumluluklar üstlendiğini belirten Çelik, "Yıldönümüz bayrama dek geldiği için bugün kutlamayı düşündük. Cumhurbaşkanımızın konuşması olacak bir iki saat sonra. AK Parti’yi millet kurmuştur. Milletin kurduğu partinin biz sadece tabelasını astık. Demokratik değişim ve dönüşümün gelişmesi açısından 10 yıllara sığmayacak meseleler bu 18 yıl içinde gerçekleştirildi. Etrafımızdaki olaylara müdahil olma, Türkiye’nin dış politikadaki itibarını artırma konusunda 18 yıl içinde devrim niteliğinde işlere imza atıldı. Bugüne kadar milletin desteğinden daha büyük bir destek tanımadık. 4 yerel seçimden 6 genel seçimden birinci parti olarak çıktık. Referandumlardan anlımızın akıyla çıktık. Türkiye’nin ihtiyacı olan hükümet sistemini değiştirdik. İlk başkanlık seçiminde bu şekilde bir zafere imza atılmış oldu" dedi.

AK Parti’nin aynı hedeflerle yoluna devam edeceğine vurgu yapan Çelik, "Bugünlerde sık sık CHP ve diğerlerinden bütün bu süreç değerlendirilirken ekonomi ilgili temeli olmayan iddia gündeme getiriliyor. Tarihin en büyük finansal saldırılarından biriyle karşı karşıya kalmamıza rağmen bu kodlara sahip çıktığımız için tüm bu saldırılardan anlımızın akıyla çıkmayı başarabildik" şeklinde konuştu.

"BU BÖLGE MUHAKKAK SURETLE TÜRKİYE’NİN KONTROLÜNDE OLMALIDIR"

Suriye topraklarında güvenli bölge seçeneğinin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından çok güçlü bir şekilde gündeme getirildiğini hatırlatan Çelik orada oluşturulacak güvenli bölgenin Türkiye kontrolünde olması gerektiğini belirterek, "Suriye’nin bahsettiğimiz bölgesinde güvenli bölge kurulmalıdır. Bu bölge terör örgütünün oradan çıkarılmasını sağlayacak derinlikte olmalıdır. Bu bölge muhakkak suretle Türkiye’nin kontrolünde olmalıdır. PYD- YPG’ye yönelik hiçbir unsur bu bölgede bulunmamalıdır. Bu müzakereler devam ederken ABD ile görüşmeler yapıldı. Böylece güvenli bölge kararlılığımız bir kere daha belirtildi. Güvenli böyle bir barış koridoru olacaktır. Mili güvenlik kaygılarımızın müttefiklerimiz tarafından anlaşılmasını doğru değerlendirilmesini uygun bir tavır alınmasını bekliyoruz. Gelinen noktada müşterek hareket noktasının kurulması pozitif bir noktadır. Mümbiç veya diğer yerlerde karşılaştığımız durumlarla burada karşılaşmak istemiyoruz. Kurulacak güvenli bölgenin istikrara katkısı olacağı açıktır" diye konuştu.

"TÜRKİYE, KENDİ GÜVENLİK İHTİYAÇLARINI KARŞILAMAK İÇİN BU TERCİHE YÖNELDİ"

Çelik, AK Parti’ nin 7’inci Olağan Kongresinin 7 Ekim 2019 itibariyle başlamasına karar verildiğini açıklayan Çelik, ABD’nin patriot teklifine ilişkin, "Bir geri çekmeden çok bir teklifte bulunuyorlar. Bu teklifin süresi dolduğunda zaten otomatik olarak teklif düşmüş oluyor. Cumhurbaşkanımız bu durumu daha önce açık bir şekilde ifade etti. S-400’lerin alım sürecinden önce; uygun kredi koşulları, teknoloji paylaşımı, finansman gibi konularda iş birliği istemiştik. Bu işbirliği konusunda Türkiye açısından verimli bir işbirliğine yanaşmadıkları için Türkiye seçenek denedi. Bu seçenekte de finansman konusu, teknoloji paylaşımları ve kredi koşulları konusunda Türkiye’nin önüne S-400 seçeneği verimli bir seçenek olarak geldi. Dolayısıyla Türkiye, kendi güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak için bu tercihe yöneldi. Türkiye, bu anlaşmayı yaptıktan sonra tekrar teklifler geldi. Bu tekliflerde de teslimat konusunda arzu ettiğimiz süre verilmiyordu, kredi konusunda arzu ettiğimiz bir formül yoktu ve teknoloji paylaşımı konusunda da arzu ettiğimiz yaklaşımı göremedik. Arkasından bir de buna ön şart olarak S-400’lerin alınmaması gibisinden, egemen bir devletin tasarruf alanına müdahale alanına gelebilecek şartlar öne sürülünce Türkiye bu duruma pozitif bakmadı. Verilen tekliflerin süresi dolduğu için de teklifler düşmüş oldu. Yani bir teklif verdik ve sonrasında onu geri çektik gibi bir durum söz konusu değil. Onların teklif vermeyle ilgili olarak Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılayacak bir formül üretip üretmeyeceğini önümüzdeki dönemde göreceğiz” dedi.

“ÖZELLİKLE KADIN VE ÇOCUĞA YÖNELİK ŞİDDETTE YERİ GÖĞÜ İNLETMELİYİZ”

Kırıkkale’de eski kocası tarafından boğazı kesilen Emine Bulut cinayeti hakkında basın mensuplarından gelen ‘Cinayetlere karşı AK Parti hükümeti yasal bir düzenleme yapacak mı’ sorusuna cevap veren Çelik, “Dünyanın her tarafında cinayetlerle ilgili yasal yaptırımların arttırılması anlamanda talepler gündeme geliyor. Yasal düzenlemeler konusunda yeterli düzenleme yapıldı. Şu anda yasal düzenlemelerle ilgili bir tartışmadan çok bu cinayetlerle ilgili; duyarlılık, bilinç ve tutumla ilgili bir problem ortadadır. Tabii ki, yasal düzenlemelerle ilgili bir ihtiyaç olursa herhangi bir tereddüt edilmez. Esas mesele; bilinç düzeyinde, hassasiyet düzende, duyarlılık düzeyinde toplumun her zerresinin, toplumun aşağıdan yukarıya doğru, aile ve kahvehanedeki sohbetlerden başlayarak, bu konudaki eğitime daha çok ilgi ve alaka göstererek yapılması gerekenler var. Hükümetin konuyla ilgili yapacağı işler son derece yüksek bir hassasiyetle yerine getirilmektedir. Toplumsal duyarlılık, kültürel duyarlılık kısmında hepimizin günlük kullandığımız dilden diğer unsurlara kadar pek çok alanı kapsamaktadır. Bir kadın çocuğunun önünde hayatını kaybediyor fakat birisi o kadına yardım edeceği yerde sadece görüntüsünü çekmekle kalıyor. Nasıl bir vahşet kültürüdür bu. Özellikle bu cinayet sosyal medyada birinci sıra. Birinci sıra olması çok kıymetlidir. Bir bilinç geliştirmek açısından, bununla ilgili üzüntümüzü paylaşmak adına son derece önemlidir. Ama görüntülerin yayılması aşamasında bir yaygınlık varsa bu hepimizin mücadele etmesi gereken bir şeydir. Neticesinde bir kadın çocuğunun gözleri önünde bir vahşete maruz kalıyor. Bu durumun diğer çocuklara, kadınlara, toplumun tamamında bir travma yaratmaması gerekirken, bu duyarlılıkla hareket edilmesi gerekirken; sanki büyük bir seferberlik ilan edilmiş gibi görüntülerin yayılması üzerinden bir tablo ortaya çıkıyor. Bu da başlı başına bir vahşettir. Şiddetin her türlüsüne karşı olmalıyız. Özellikle kadına ve çocuğa dönük şiddete karşı yeri göğü inletmemiz lazım. O kişinin toplumdan dışlanması lazım. Neşet Ertaş’ın dediği gibi ‘Kadınlar insandır. Biz de insanoğlu’ bu bilinçle hareket etmek lazım” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ, DOĞU AKDENİZ’DE YAPILMASI GEREKENLERİ TAM ANLAMIYLA YAPMAKTADIR”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz’ün ‘Türkiye, Doğu Akdeniz’de karaya oturmuştur’ şeklinde yaptığı açıklamayı değerlendiren Çelik, “Büyük bir şaşkınlık içerisinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin dış politika konusundaki açıklamalarını dinliyoruz. Cumhurbaşkanımız, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda bütün salonun gündemini oluşturan, dünyanın her tarafında gündem oluşturacak bir şekilde Filistin, Kudüs meselesine değinmişti. İsrail gazetelerinde de konu geniş yer bulmuştu. Sayın Kılıçdaroğlu, bu konuşmanın ardından çıktı, Cumhurbaşkanının konuşmasında Kudüs’e değinmediğini söyledi. Biz de, ‘İsrail gazetesinin duyduğunu bile CHP Genel Merkezi’ neden duymuyor’ diye sorduk. İkinci bir skandal ise; seçimlerde ikinci olmuş bir partinin dış politika duyarsızlığının bu şekilde olması bizi üzdü. ‘Doğu Akdeniz’de bütün ülkeler var bir tek Türkiye yok’ diyor. Oradaki sondaj gemilerimizden haberi yok, deniz kuvvetlerimizin sondaj gemilerini koruyan gemilerinden haberi yok. En son Savunma Bakanımızın, kuvvet komutanlarımızın o gemilere indiğinden haberi yok. Oradaki varlığımızdan haberi yok. Sondaj gemilerimiz ve oradaki gemilerimiz konusunda Cumhurbaşkanımızın sık sık altını çizdiği hassasiyetler neredeyse günlük olarak dünya basınına düşerken maalesef CHP yönetiminin bundan haberi yok. Bu karşılaştığımız değerlendirmelerin bir parçasıdır. Bahsedilen değerlendirmeler Sayın Kılıçdaroğlu’na ne tür bilgi verildiğini göstermesi açısından vahimdir. Türkiye, Doğu Akdeniz’de hem Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarlarını koruma konusunda hem de KKTC’nin çıkarları ve hak ve menfaatlerimizi korumak konusunda, diplomasi anlamında yapılması gerekenleri tam anlamıyla yapmaktadır. Askeri varlık gösterme açısından yapılması gerekenleri tam olarak yapmaktadır. Arama faaliyetlerini açısından yapılması gerekenleri de tam olarak yapmaktadır. Zaten, dünya bunu bildiği için, bugün de Fransa Cumhurbaşkanı, Yunanistan Cumhurbaşkanı’yla görüşmesinden sonra bir açıklama yaptı. Bu açıklamasında ‘Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki varlığı, uluslararası hukuka aykırıdır’ dedi. Buradan cevap vermiş olalım. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de varlığı, uluslararası hukukun her maddesine uygundur. Kendilerinin yaptığı Avrupa Birliği içerisinde hukuksuz bir mahalle dayanışmasıdır. Ama herkes bunu bilirken CHP’nin bu şekilde değerlendirme yapması son derece üzücüdür. Şaşırmıyoruz artık” şeklinde konuştu.

İHA


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.