Öne Çıkanlar ankara samsun Sean Kido magazin gaziantep

Bu haber kez okundu.

360 milyon seçmen AP için oy kullanacak

Avrupa Birliği yeni parlamentosunu belirlemek için sandık başına gidiyor. 23-26 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde oy kullanmaya haiz seçmen sayısı 360 milyon. Önümüzdeki 5 yıl boyunca görev yapacak parlamentonun belirleneceği seçimlerle bir anlamda AB’nin siyasi geleceği de belirlenecek. Zira 28 AB üyesi ülkeden 751 parlamenterle temsil edilecek AP seçimleri, son dönemde tüm Avrupa’da etkisini gittikçe arttıran popülist söylemlerin, yabancı düşmanlığı, islamofobi ve ırkçılık tartışmalarının gölgesinde gerçekleşiyor.

GÖÇMEN KARŞITLARI İLE GÖÇMEN HAKLARI SAVUNUCULARININ HESAPLAŞMASI

Göçmen karşıtı politikalarla AB kurumlarının da tepkisini çeken Macaristan’da koalisyon ortakları Başbakan Viktor Orban’ın partisi Fidesz ile Hristiyan Demokrat Halkçı Parti’nin (KDNP) 21 sandalyeden 12’sini elinde tuttuğu AP’de bu seçimlerde sandalye sayısını arttırmasına kesin gözüyle bakılıyor. Başbakan Orban’ın göçmen karşıtları ile göçmen hakları savunucularının hesaplaşması olarak gördüğü bu seçimlerde muhalefet partilerinin ancak geniş bir koalisyon kurmaları durumunda iktidar karşısında başarıya ulaşabileceği belirtiliyor.

SLOVAKYA’DA ZAFER SOSYAL DEMOKRATLARIN

Macaristan’a komşu Slovakya’da 25 Mayıs’ta gerçekleşecek seçimler içinse anketler sosyal demokratların zaferine işaret ediyor. 2014 yılında gerçekleşen AP seçimlerinde yüzde 14’lük oranla en düşük katılımın gerçekleştiği Slovakya’da Başbakan Peter Pellegrini bu durumun tekrarlanmaması için elinden gelen her şeyi yapacağını söylerken, 14 parlamenterin seçileceği ülkede seçimlere 31 parti giriyor. Açık ara önde yer alan Sosyal Demokrasi Partisi’ni (SMER) yüzde 13 ile sağcı Slovakya Ulusal Partisi (SNS) izliyor. Liberal ve euroseptik profile sahip Özgürlük ve Dayanışma Partisi (SaS) ise yüzde 11,5 oy oranına sahip.

21 parlamenterin seçileceği Çekya da ise seçimler 24 Mayıs Cuma günü yapılacak. Anketlere göre Başbakan Andrzej Babisz’in partisi Brüksel’e 8, sağcı Demokratik Yurttaşlık Partisi (ODS) ise 4 vekil gönderiyor. Korsanlar Partisi’nin de 3 vekil çıkarması beklenen seçimlere katılım 2014 yılında yüzde 18 düzeyinde kalmıştı. Bu sene ise katılımın yüzde 25 olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

POLONYA’DA MİLLİYETÇİLER, BALTIK ÜLKELERİNDE SOSYAL DEMOKRATLAR ÖNDE

Seçimlerin 26 Mayıs Pazar günü gerçekleştirileceği Polonya’da ise anketlere göre yarışı az bir farkla da olsa iktidardaki milliyetçi Hukuk ve Adalet Partisi (PiS) önde götürüyor. Ana muhalefet partisi Vatandaş Platformu (PO) liderliğinde Modern Parti (Nowoczesna), Polonya Halk Cephesi (PSL), Demokratik Sol İttifak (SLD) oluşturulan Avrupa Koalisyonu (Koalicja Europejska) ise yüzde 35 oy oranıyla PiS’i hemen geriden takip ediyor. AB Parlamentosu’na girmesine kesin gözle bakılan üçüncü parti ise eski milletvekili, bir dönem Slupsk Belediye Başkanlığı da yapmış olan Robert Biedron’un partisi İlkbahar (Wiosna). Eşcinsel haklarını, kilisenin egemen olmadığı bir siyaseti, laik devleti partinin öncelikleri arasına koyan Wiosna AP’ye 5 parlamenter gönderiyor.

Polonya’nın kuzeydoğusunda yer alan komşusu Litvanya ise AP’ye 11 parlamenter gönderecek. 26 Mayıs’ta gerçekleşecek seçimleri anketlerde iktidardaki Litvanya Yeşiller ve Çiftçiler Birliği’nin (LVZS) önde götürüyor. Bir diğer Baltık ülkesi Estonya ise 7 parlamenteri belirlemek için sandık başına gidecek. Seçimleri yüzde 26 ile iktidar partisi Estonya Merkez Parti (KE) önde götürürken, onu ana muhalefetteki Estonya Reform Partisi (RE) ve Estonya Muhafazakar Halk Partisi (EKRE) takip ediyor.

ÜLKELER PARLAMENTODA NÜFUSLARINA GÖRE SANDALYE SAYISINA SAHİP OLUYOR

83 milyon nüfusla AB’nin en kalabalık ülkesi olan Almanya, AP’de 96 milletvekiline sahipken; bu rakam AB’nin en küçük üyesi Malta’da sadece 6. AP’deki milletvekili sayısı 2014-2019 yılları arasında 751’di. Bu rakam gelecek beş yıl için 705 olacak. Bu durumdan en çok yararlanan iki ülke Fransa ve İspanya olacak. Her iki ülke de parlamentoya 5’er vekil fazla gönderecek.

AVUSTURYA BAŞBAKANI KURZ’UN AVRUPA PARLAMENTOSU’NA ELEŞTİRİLERİ

Avusturya Başbakan Sebastian Kurz, AB’nin Anayasası olarak kabul edilen Lizbon Anlaşması’nın yenilenmesi gerektiğini ifade ederek, “İnsanları yeniden Avrupa için heveslendirmek istiyorsak Brüksel’deki vesayeti sonlandırmalıyız. İnsanların AB’den beklentisi, güvenlik, dış sınırların korunması veya iklim konuları gibi büyük problemlere çözümler bulması. Ancak hiç kimse AB’den şnitzel ya da patates kızartması nasıl yapılmalı diye bir düzenleme beklentisi içinde değil” dedi.

Ana muhalefet Sosyal Demokrat Parti (SPÖ) Genel Başkan Yardımcısı Jörg Leichtfried de Kurz’a, "Artık aşırı sağcı FPÖ ve merkez sağ Avusturya Halk Partisi (ÖVP) hiçbir şekilde farklılık göstermiyor” eleştirilerinde bulundu. Yeni Avusturya Partisi (NEOS) Genel Başkanı Beate Meinl-Reisinger de "Brüksel vesayeti ya da AB düzenlemelerinin çokluğu gibi eleştiriler, milliyetçi ve sağ popülistlerin kilit söylemleri" değerlendirmesinde bulundu.

Avusturya, Avrupa Parlamentosunda toplamda 18 sandalye ile temsil ediliyor. Partilere göre, Avusturya Halk Partisi (ÖVP) 5, Avusturya Sosyal Demokrat Partisi (SPÖ) 5, Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) 4, Yeşiller Partisi Grüne 3, Yeni Avusturya NEOS 1 sandalyeye sahip.

ÖVP Katolik çizgisi ile Avusturyalı muhafazakar ve liberal bir siyasi partidir. 630 bin üyesi ile ülkenin büyük partileri arasında yer alıyor. Avusturya siyasetinde birçok kez hükümet kurarak ülkeyi yöneten sosyal demokrat parti, Avusturya Ticaret Birliği Federasyonu (ÖGB) ve Avusturya Çalışma Odası (AK) ile bağlantılı. Şu anda Ulusal Konsey’in ve Federal Konsey’in ikinci büyük partisi.

Heinz-Christian Strache ve Avusturya Özgürlük Partisi lideri (FPÖ) son Viyana seçiminde yapılan “Viyana İstanbul olmamalı” gibi ırkçı sloganlarla eleştirildi. Son günlerde Strache’nin çıkan kaset skandalıyla sarsıldı. Yeşiller Partisi Grüne 15 Ekim 2017’de yapılan seçimleriinde Avusturya Millî Meclis’inde temsil edilme hakkını elde edemedi.

MACARİSTAN BAŞBAKANI ORBAN‘IN SAVUNDUKLARI

Macaristan’ın milliyetçi-muhafazakar Başbakanı Viktor Orban için bu seçim, kendisinin temsil ettiği otoriter demokrasi ile liberal demokrasi arasında bir tercih anlamını taşıyor. Alman, Fransız, Danimarkalı ve İtalyan sağcılarla ittifak kuran Macar Başbakan, liberal demokratların Avrupa’nın nüfusunu değiştirme ve göçmenler vasıtasıyla İslamlaştırma amacı güttüğünü savunuyor.

Avrupa uzmanı Janis Emmanouilidis’e göre, oluşacak yeni parlamentoda, Hristiyan demokratlar, sosyal demokratlar, liberaller ve yeşiller büyük bir koalisyon kurarak işbirliği yapmak durumunda.

Avrupa Komisyonu Sözcüsü Margaritis Schinas’a göre ise bu seçimlerin Avrupa için çok önemli olduğu açık olsa da, abartıdan kaçınılması gerekiyor. Schinas, "Ben uzun yıllardır Avrupa’da politika yapıyorum. Bugüne kadar Avrupa’nın yol ayrımında olduğunun söylenmediği herhangi 23-26 Mayıs tarihleri arasındaki seçimler için bir seçim hatırlamıyorum" dedi.

(İHA)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.