Az evvel, buralara yaz günü kafam kadar dolu yağdı, sayın Serdar Ortaç fanları, adam hep geleceği görüyor, dilinin beterine de biz uğruyoruz adeta. Neyse, mevzumun hava şartlarıyla, ülkede yaz günü yaşanan tufandan hallice doğal afetlerle, hatta geçen hafta Bodrum’da olan ve halen artçıları devam etmekte olan depremle alakası yok. Tarihe not düşülsün diye, 2017 yazının Temmuz ayında neler oldu, hızlıca geçeyim dedim, zira bizde artık hayat hep hızlı, ''anı yaşa'’ ermişliğimizle, yediğimiz tokatları bile uyuyup, uyanıp, unutabiliyoruz. Muhteşem bir toplum olduk mu ne? Hoop geçtim, zira bu afetler hep seks, az sevişin, batmayalım...(Hicivden öldü)

Madem herşeye alıştık, ben de ''millet neler yaşıyor, Merve’nin derdi ne?’' başlıklı kaygılarımdan uzak, köşemde rahat rahat, ilişki problemlerime dönebilirim. Zira ''bunu da yazsana, bir ohh çekelim'' diyenlerim çok şu sıra. İstek geldi diye yazıyorum, yoksa beni hiç enterese etmez, konumuz evli erkek gevşekliği ve boşluğuna gelenler. Efendim, apaçık şekilde anlayacağınız üzere, evli ama zıplama şampiyonu erkekler ve mağdurları çoğaldı. Başımıza boş yere taş yağmıyor :) Eskiden, tanımadığın kalabalık ortamlarda, insanların parmaklarında yüzük varsa evli, yoksa bekar olduklarını anlardık. Şimdiyse, yüzük takmayanından tutun, takıp da etrafa daha çok takmak (kafayı vs.) isteyenine kadar, geniş bir yelpazaye sahibiz. Kimin yüzüğü kimin kalbinde yaşıyor, belli değil. Hiç evli bir erkekle ilişkim oldu mu? Bildiğim kadarıyla olmadı, ustaca saklayan olduysa, orasını bilemem ama benim işim olmaz. Sizin de olmasın, gözlemlediğim kadarıyla sonuç hep hüsran. Evliliğe bakış açımı geçenlerde yazmıştım ama evli insanların evliliğine saygım sonsuz. Bir kere, evli olsun olmasın, ilişkisi olan insanların ilişkilerine saygım sonsuz. Aldatan adamı da, kadını da pek kaale alamıyorum. Karşısındakini aldattığını sanan, korkak bireylerden başka bir şey değiller, bunu sonunda kendileri de anlayıp, mutsuzluğun dibine vurma şampiyonu oluyorlar. Bknz. etrafınız… 

Neyse, evli erkek gevşekliğine gelecek olursak, bu türler, önce evli olduklarını belli etmeyen, ultra özgür davranış modelleriyle, uzundur ilişkisi olmayan ve yalnızlıktan bezmiş kızlarımızı, radarları varmışcasına keşfedip, ağlarına düşürmekteler. Fazlaca vakit kaybetmeden, evli olduklarını itiraf edip, kulp üstüne kulp takma yetenekleriyle, kendi evliliklerini yerin dibine batırmakta sınır tanımazlar. Nasıl mı?
En popüler başlıkları şöyle sıralanır:

*Yani bizimkisi kağıt üstünde artık. (Keşke sen de kağıt üstünde kalsan, bedenin fazlalık bu dünyada)
*Arkadaş gibiyiz, formalite sadece. (Niyeyse?)
*Boşanırız ama çocuk var. (sanki kendi bakıyor!)
*Kızım için ölürüm! (Ama kızım yaşındakilere de yazarım!)
*Şirket ortağıyız, ayrılamıyoruz. (Şerefsizlik, parasızlıktan daha elzemse demek...)
*Aşk bitti. ( E o zaman boşan!)
*20 yıl oldu artık. (Ne güzel işte, yakında dede falan olacaksın, tadını çıkartsan...)
*Valla bak ayrı yatıyoruz. (Canım sen ayrı insanlarla yatıyorsun, ondan o!)
*Seni seviyorum. (Ya tutarsa, son kozu…)

Bir de, başından itibaren kendini saklamayan tür var, onlar da, akılları sıra, dürüst olduklarını iddia ederler, biz de yeriz: 
*Yani tatlım, ben istesem, en başından saklardım evli olduğumu!
* Senden hiçbir şeyi saklamadım ki!
*Ama beni hiç anlamıyorsun, tek dileğim anlaşılmak
*Ben hiç böyle olmadım, sen başkasın, seni seviyorum… 

HİÇ ÖPMEYEYİM CANIM ANTROPOZ SEVMİYORUM
Boşluğunuza gelmesi hedeflenen daha nice martavallarla, çeşitli uzuvlarda taht kurmayı hedefleyen evliceğizler onlar, yemeyelim, yedirmeyelim... Kananların, zamanlarına, gönüllerine, emeklerine, bile bile kendilerini kandırmış olmalarının verdiği huzursuzluklarına, yani çekilen çileye yazık olur. ''Karısını boşayıp, seni mi alacaktı ey kanan!’' demeyeceğim, herkes herşeyi yaşayabilir, burada suçlu yarıştırmıyoruz ama sizin kalbiniz, nasıl bir kişi için çarpabiliyorsa, bilin ki, karşı tarafın da öyle olmalı. Evet, geçici bir süre için, gizli ve kaçamak olanın cazibesiyle, sizin için de atacak, evliceğinizin o gevşek kalbi, hatta belki atmıştır da… Peki ya siz, sizi evliyken, tüm kandırmacalarınızı yemiş olup, hertürlü yalanınızla kabul eden birini, ne zamana kadar severdiniz? Bir yerde gevşerdi sizinde kalbiniz, ''ohh ne ala dünya'' der, kendinizden başka kimseyi sevemeyen, sevemedikçe de pislikleşen birine dönüşürdünüz, emin olun. İşte o evliceğiniz de aynen böyle pislikleşti. Belki de bu pislikleşmede, siz de onun suç ortağı oldunuz farketmeden?! Unutmayın, sizi gerçekten seven, sadece sizinle olur, nokta. 

Ama artık önemi yok, sonuca odaklanalım, elde var yitik zaman ve kırık bir kalp. Anılar bile gülümsetmiyor, hatta ondan nefret ediyorsunuz. Ancak tüm bunların, başka şekilde sonuçlanması imkansızdı ve bu, işin başından beri belliydi aslında, öyle değil mi? Sadece inanmak istediniz, boşluğunuza geldi ama hiçbir boşluğu dolduramadan, yaralar açarak da gitti... Şimdi ne mi yapacaksın? Kendini suçlamayı bırakacak, pislikleri süpürecek, izini de yıkayacak, olanı olduğu gibi kabul edecek ve kendinle yüzleştikten sonra, bir daha kirlenmemek için, sana ait olmayan pis sularda yüzmeyeceksin. Ne demiş sayın Ortaç; Buralara yaz günü kar yağıyor canım, ölene kadar seni bekleyemem! Biraz popçu lafı dinle, yoksa onu çöpe atacağın poşete yazık! (Dil çıkartan emoji)

Daha güzel şarkılar, daha özel şiirler, şairler keşfedeceksin. Yeter ki, geçmişe takılma. Aynı döngüde devam eden olaylar, kaderin olmak zorunda değil. Sen temizlendikçe, başka yerden gelecek sorular. Sen, ısrarla aynı soruya ‘’belki’’ cevabını vermeyi bırak önce. Başka yerden yaz masalını. Kendi değerini kendin biçiyorsun, unutma. Belki’ler, ya tutarsa’lar, içindeki kurtla attığın adımlar, karmanı temizlemeyecek. Hadi değiştir, kaderin bildiğin yanlış cevaplarını. Şunun şurasında, yaşayacak kaç yılın kaldı? Korkuların, sana ısrarla yanlış yaptırmasın, ''yalnız kalmayayım'’ derken, hepten yalnızlaşırsın. Hem biliyor musun, yalnızlık aslında ne büyük hazine! Yalnızken sıkılmayan kadar güvenilir insan yok şu hayatta. Kalabalıklarda arama kendini, vaktini daha iyi kullan. Emin ol, asıl kendinle dolacak boşlukların, kimse boşluğuna gelmeyecek, doluluğuna koşacaklar ve sen istersen açacaksın o kıymetli kapını. Evlisi, evsizi değil aslında sana gelince mevzu, sen, şimdiki sen olarak, neyi hakediyorsun, onu bul! 
İşte o zaman; Sana söz yine baharlar gelecek, sana söz ışık sönmeyecek!

Ve son sözüm tüm evliceğizlere; İmzanızı da, yüzüğünüzü de kalbinizde taşıyın. Artık taşıyamıyorsanız da, başkasına da, kendinize de yük etmeyin, ezilirsiniz. Yaşattığını yaşamadan ölmüyor ya insan, yukarıdaki maddeler, gelir sizi tırmalar, benden söylemesi. Çok gevşemeyelim Ohal’de! Fazla illegal seks, ülkemizde afetlere neden olmakta, yuvanıza dönün, ey evliceğizler. En doğalından antropozlar dilerim. 
(Bezmiş suratlı emoji)

                                                                      Aşk’a uyanın, gerisi kolay…

MERVE ÇALOĞLU

merve.caloglu@sondakikaturk.com.tr

mervecaloglu.com
 

Yükleniyor...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.