İnsan olarak en büyük ihtiyaçlarımızdan birisi de “anlaşılmaktır.”
Bir nevi gıdadır insan için.
İnsan kendisini anlaşıldığı ölçüde değerli ve önemli görür.
Çünkü insanda anlaşılma arzusu, sevilme arzusuna göre çok daha şiddetlidir.
Hayatta anlaşılma kavgası her zaman vardır. İnsan bir hazine olarak görür kendisini, keşfedilmek, fark edilmek ister. Kederine, mutluluklarına önem verilsin, kendince değerli bulduğu fikirlerin çevresi tarafından da kabul edilmesini ister.
 
Baktığımızda;
Bu dünyada milyarlarca insan geldi yaşadı, bazıları anlaşılmış, bazıları ise anlaşılmadan ölmüş gitmiştir.
Ben şahsım adına “anlaşılmaya” çok önem veriyorum. Her insanın mutlaka anlaşılması gerektiğine inanıyorum. Kimse beni anlamıyor diye kendi iç dünyasında kalmış ve bir türlü de çıkamayan sayısız insan etrafımızda yaşıyor. Ve büyük acılar yaşadıkları da aşikâr.
Sizce çok ağır bir şey değil mi yaşadıkları?
Belki de yalnızlıklarının nedeni de bu olsa gerek..
Bu açılardan bakarsak eğer, anlaşılmak ruhi dünya için bir yaşam enerjisi.  Bu yüzden anlaşılmak için, bir çocuğa anlatır gibi karşımdaki insana anlatırım, değişik açılardan, çeşitli örneklemelerle en ince ayrıntısına kadar anlatırım. En önemlisi de kelimelere duygu elbisesini giydiririm. Biraz biber atar azda tuz ilave ederim.
 
Bazı insanlar tabiatı itibariyle daha anlamaya müsait geniş bir iç dünyaya sahiptir, onlara anlatırken çok zorlanmaz insan. Ancak bazı insanlara anlatmak gerçekten çok zordur. Hatta bu konuda zaman zaman kızarız, vazgeçeriz, hatta usanırız.
Hangimiz şunu demez ki “ Anlatsam ne olacak, sanki anlayacakta”.
Bu durum bazılarında vazgeçmeyi getirir, pes eder… Bazı insanlar ise başka yollarını sürekli denerler. Ancak her zaman başarılı olunacak diye bir garanti yoktur.
Bu konuda Hz. İsa’nın sevdiğim çok güzel bir sözü vardır.
Hz. İsa’ya soruyorlar; Ey İsa; Sen ölüyü diriltirsin. “Ölüyü diriltmekten daha zor ne vardır bu hayatta” diye.
Oda cevap verir: “Anlamayana anlatmak”.
 
Hz. Mevlana’da derki; Ne kadar bilirsen bil, anlatabildiklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır.
Boş bir bardak alabildiği kadar alır, kovalarla gelmiş olsan neye yarar ki? Karşındakinin alacağı bellidir.
 
İnsan anlaşılmak için yaşar, etrafınıza bakın, kaç kişi sizin farkınızda? Yâda kaç kişi sizi gerçekten anlıyor? Çok az, belki de çoğunuz yok diyeceksiniz.
 
Bu kısımda hem anlaşılmak hem de anlatabilmek ortaya çıkıyor. Eğer ki; yeterince anlaşılmadığınızı düşünüyorsanız, sizi anlayabilecek insanlarla olmanız gerekir. Sen ördek olarak tavukların arasında gezmemelisin. Unutmayın ki dağlar gibidir insanlarda; alçak ve yüksek. İlim suyundan abdest almış, aşk pınarından su içmiş, merhamet elbisesi giymiş, takvayı tasavvuf ile harmanlamış, etrafında dönen dünyanın farkında olan insanlarla olmaya çalışmak gerekiyor.
 
Bu dünyada niye var olduğunun farkında olmayan bir insanın karşısına geçip te, anlaşılma kavgası vermeyin. Her gün doğan güneşi görüp, her gün etrafında tonlarca insanın ölümüne şahit olup ta bu dünyanın ne olduğunun farkında değilse, bu insan kendisinin bile farkında değildir.
 
Anlaşılmak ise mesele; Sesini duyacak değil, işitecek, hissedecek ve anlayacak insanların arasında olmak gerekiyor. Unutmayalım ki, tohum toprağını arar. Sende doğru yüreklere ekesin kendini.
 
Hayat kısa… Zaman ise az. Bir şeyler yapmak gerek.
Gecikmeden, bu toprakta hasat veremiyorsa, hemen başka topraklarda tohum olmalı insan. Yeter ki vazgeçmesin..
Her anahtar her kapıyı açmaz. Eğer her anahtarla her kapıyı açmaya çalışırsan, ya anahtarı kırarsın ya da kapıyı. Doğru anahtar ile doğru kapıyı buluşturmak için geç kalmamak gerekiyor.
 
Ben ki, anlaşılamayacağımdan korktuğum için, anlamlar direndiği için çok zamanlar susmuşumdur.
Belki de bazen susarak anlatmak gerekir.  Ne dersin?
 
Ufuk DEMİRAY
www.twitter.com/ufukdemiray









 
Yükleniyor...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner54

banner53